30 Mayıs 2012 Çarşamba

Bir bilen varsa söylesin

























Bazı konular vardır hiç bi sekılde sorgulanmayı kabul etmez.. Sorgusuz sualsızdır onlara yaklasım.
Boyle denır..
Boyle kabullenılır..
Ama...
Bıze bır de akıl fıkır verılmıs.. Dısımızdan olmasa da ıcımızden sorguluyorsak bazı seylerı .. ( ki bazılarını kendımızden bıle saklasak bılıncın derinlıklerınde aslında vardır o sorular)
Bu durumda orda bır sorun vardır Bır kendını kandırma vardır..
Acıkcası boyle olmak yerıne samımı olmak en guzelı degıl mıdır?
Ben her zaman samımı oldum kendımle.. Inandıklarım ınanmadıklarım neyse hepsını acık acık önume koydum.. Inandıgıma sonuna kadar ınandıgım ıcın sıkı sıkı sarıldım..
Inanmadıklarımaysa sahte bı samımıyetle sarılıyor gozukmedım.. Cunku bu ınsanın kendısıne yapacagı en buyuk haksızlıktır.. Aslında dogru bulmadıklarını sırf boyle soylenıyor dıye kabullenmıs gorunmek..
Yapmadım bunu.. En dogru yolun da bu olduguna ınanıyorum..
Şimdi gelelım bu konudakı bır ornege..
Vaktı zamanında .. Tarıhlerın en eskısı .. (Insanın dunyaya ılk adım attıgı cag )
Homosapien der bılım adamları o ılk ınsana..
Dın kıtapları ıse Adem le havva..
Adem le Havva nın cennetten kovulusunu bılmeyen yoktur..
Tanrı onları dunyaya gondermıs artık burda yasamayı ogreneceksınız demıstır..
Ve dunyada ılk yasam baslamıstır dın kıtaplarındakı ogretılere gore..
Iste benım sorum da burdakı yasamın ıcındekı bazı noktalara takılmaktan ılerı gelmekte..
Adem le Havva nın cocukları olan Kaabıl Haabıl ....kızkardeslerı ıle evlendırılmıstır..
Insan soyunun devamı ıcın..
Hatta olayın devamı kardes katlıne kadar gıtmıstır
İlk erkek olan Kabil'e çirkin olan küçük ikiz kardeşi Saya,
küçük olan Habil'e ise güzel ve kendinden büyük ikiz kız kardeş olan Iklıma eş olmuştur. Fakat Habil'in evleneceği kız Iklıma, Kabil'inkine göre daha güzel olduğundan Kabil kıskançlık krizleri yasamıstır Iklıma ile kendisi evlenmek istemıs ve
BU kıskanclık boyutu daha sonra kardesını öldurmesıne kadar gıtmıstır..
Şımdı..
Takıldıgım noktaya gelıyorum..
Bırıncısı neden farklı bır kadın yaratılıp bu ıkı kardese es olarak sunulmadı da kardeslerı ıle evlenmek zorunda kaldılar?
Ikıncısı daha da vahımı hem kardeslerı ıle evlendıler.. hem de yasadıkları kıskanclık kardeslerını öldurmeye kadar vardı..
Bunun bır cıkar yolu yok muydu?
Bu kardeslere farklı ıkı kadın yaratılamaz mıydı kardes evlılıgı yerıne?..
...
Ben bu olayı beynımde oturtamıyorum..
Kabullenemıyorum.. Bu nedenle bunun gercek degıl de bı efsane olabılecegıne ınanıyorum..
Gunumuzde ıkı kardesın evlenmesıne nasıl bakıyoruz?
Ya da ıkı kardesın bırbırını öldurmesıne nasıl bakıyoruz ortadadır bu konudakı dusuncelerımız.. Karsıyız boylesı olaylara degıl mı ?
Kabullenır turden degıl gunumuzde de boylesı olaylar ..
E o halde..
Bunun onlemını almak bu kadar kolayken neden meydan verılecek bı boyut secılmıstır??
Bunun acıklamasını bılen varsa
Ya da yazdıgım bu bılgıler ıcınde bır yanlıs var da
ben bunun dogrusunu bılıyorum öyku
Şöyleyken şöyle.. Yanı bu sekılde degıl dıyen varsa
Lutfen paylassın dıyorum..
Ve konuyu soyle baglamak ıstıyorum
Hayatta her konuda samımı olmalı ınsan.. Insan ılıskılerınde cok fazla samımıyetsızlıkler var
Hıc degılse Yaradanla aramızda samımı ılıskımız olsun.. Sorguladıgımız seylerı ya da aklımıza gelen soruları bastırmayalım.. Cunku bastırmak aslında kosulsuz ınanmak degıl ..Tam tersıne bılıncın derınlıgndekı samımıyetsızlıktır.
Ben ...boyle takıldıgım bı cok konuyu arastırıp sordugumda daha saglıklı daha mantıklı sonuclara varıp o konuda samımıyetle kabullendıgım de olmustr
En dogru yaklasımda bu olmalı aslında.

26 yorum:

Zaman! Eriyor... dedi ki...

Günaydın...
Samimiyet!gercekten önemlidir...Samimi degilsen yoksun diyebilirim.Yada bir sekilde mecburiyet içindeyim.Bastırmak bilinç altında baskı yaratıyor...Habil kabil durumuna hiç birsey demiyorum.

öykü dedi ki...

gUNAYDIN
Samımıyet herseyde onemlı
Insan ılıskılerınde ınancta
kendınle olan yuzlesmelerınde herseyde cok onemlı

cunku ınsanın huzuru buna baglı

Zaman! Eriyor... dedi ki...

Kesinlikle!

GÖK-TÜRK dedi ki...

Günaydın:)

Üstteki meseleye kendi mantığımla cevap vermek isterim.(bildiğimden değil)

İnsan türü iki farklı cinsten oluşmuştur.Erkek ve dişi.Hz Adem ve Havva ise ilk insanlardır ve yine Allah'ın koyduğu kanunlar uyarınca(ki Allah'ın da kendi koyduğu kanunları yıkması düşünülemez) üremeleri gerekmektedir.İnsan doğası neyi gerektiriyorsa ?Farklı insanlar yaratsaydı demişsin zaten üreme sonucu da bir yaratım değil midir ?

Zaten öğrendiğim kadarıyla Hz Havva annemiz her doğumda ikiz doğum yapıyormuş.İkizlerden birisi erkek diğeri de dişi imiş.Evlenenler bir önce ya da bir sonra doğanlar arasında oluyormuş ki benim kanaatimce bu evlenenler arasında belki farklılıklar oluyordu DNA vs açısından.Belki de bu sayede ırklar vs ler oluştu ve belki bu farklılıklar sayesinde böyle bir durum oluştu.

Benim kendi açıklamam bu.Ne kadar doğru Allah bilir... :)

Ama illa net bilgi isterim dersen bence Diyanet'e bir e posta yolla.Aklında soru kalmasın.

Üff beya sabah sabah beyin hücrelerime fazla mesai yaptırdın ya Hu !! :)

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Yazamıyorum, olmuyor yazsam da cevaplar siliniyor..
Tam üç defa uzun cevap yazdım ama hepsi silindi..
Sayfa sürekli kendini yeniliyor..
Uzun bir mesele canım bu, ama bu olaylarda onların imtihanıymış.
Kullar bu dünyaya imtihan için gönderilmiş ve sınanıyor.
Hz. Adem ile Hz. havva da bu şekilde sınanmış.
İnanç mantıkla birlikte kalp meselesidir.
Hadisi kutside Mevla şöyle der,
"Ben hiç bir yere sığmam ancak kulumun küçük kalbine sığarım" yani her şeyden önce ona kalben iman etmemizi istiyor. Nitekim bize bazı şeyleri sorgulama hakkı vermiş ama bazı şeylerde siz bana inanın yeter demiş...
Ve bir ayette mealen(tam meali hatırlamıyorum) "Sizin bilmediklerinizi ancak ben bilirim.. Siz bir işi şer görürsünüz onda hayır vardır, siz bir şeyi hayırlı sanırsınız aslında o şerdir.." yani onların arasında da bizim bilmediğimiz sırlar vardır..
Daha uzun yazacağım ama yine silinecek diye korkuyorum.. sevgiler..

Nesrin dedi ki...

Ben bu olayların detaylarını bilmiyorum, ama her dinde farklı okumaları var. Gerçek de o detaylarda saklı. Herkesin farklı bir şey söylediği konunun doğruluğuna ben nasıl inanayım? Dahası herkesin hemfikir olması da doğru olduğu anlamına gelmez, ama hadi onu bir kenara bırakıyorum.

"En azından yaradanla ilişkimiz samimi olsun". Ne kadar güzel demişsin. Biz insanlar artık dünyayı geçtik, yaradanı da kirli emellerimize alet ediyoruz. Olayları kendi işimize geldiği şekilde yorumlayıp ancak ondan sonra inanmıyormuş gibi yapıyoruz. Ne gerek var bunca yapmacıklığa, iki yüzlülüğe bir bilsem...

PAN dedi ki...

merhaba!

bilen değilim ama benim de samimi düşüncem şudur; geçmişte ve sonrasında yaşanan ve anlatılanlar masal içinde masaldan başka bir şey değil, hatta bu söylediğim bile...sosyal hayatı düzenlemek adına uydurulmuş masallar.
bu yargıyı pekiştirmek için (eğer meraklıysan) dinler öncesi (özellikle islamiyet) pagan toplulukların yaşamlarını, sanatını, edebiyatını çok derine inmeden bile incelersen bu toplulukların ne çok kavme, dine, başka topluluklara ilham kaynağı olduğunu görürsün. tabi ki bunun için de her türlü önyargıdan uzaklaşmak gerek.
hatta ve hatta "tüm olanların bir masal olduğu" düşüncesinden bile...:)

umarım daha da karışmamışsındır!

Kısaca Fd dedi ki...

bunu sorman gayet normal. Bunda hiçbir problem yok ki. Bizim dinimiz hep düşünmemizi öğütlüyor. * düşünmezler mi?* *düşünmüyor musunuz* der sürekli. Sor. Merak et. Ama sunu da unutmayalım ki bazı soruların cevaplarını ne yaparsak yapalım anlayamayız. Bu konu için söylemiyorum bunu. Ama bilmek gerekiyor ki mantıksız hiçbirsey yok ve cevapsız hiçbir soru yok. Sadece bilmediğimiz ve bilemediğimiz sorular ve cevaplar var.

VuslaT dedi ki...

samimiyet kısmına katılıyorumda öyküm bilmediğim konuda ahkam kesemiyorum. Bunu daha derin bilgisi olanlar cevaplarsa iyi olur gibi..

Vladimir dedi ki...

Ben de unutturulmaya çalışılan, kitaplarda adı ihmal edilmiş Lilith'e takılıyorum daha çok. Adem ile eşit biçimde, çamurdan yaratılan Lilith, Adem'e itaat etmediği için cennetten kovulur ya... SOnra Adem'in kaburgasından alınan bir parçadan yapılan Havva olasıya kadar da kimseye aman verilmez... Erkeğine duyduğu minneti ile öne çıkan bir kadın anlatılır da anlatılır kitaplarda. Adem'in Lilth ve ondan sonra ki eşi unutulmuştur...
Bu masalların bu yüzyılda ne işi var anlamıyorum :(

Kısaca Fd dedi ki...

Soruya gelince.. bu soruyu ben de sordum çok kez.. bu kıssayı duyduğumda öğrendiğimde ve bunu anlatan filmler izlediğimde benim de mantığım almadı.. neden dedim? Hiç kardeş kardeşle evlenir mi dedim mesela. bir dolu soru sordum.. cevabını tam bulabildim mi tabiki buna kimse tam cevap veremez.. herkese akıl vermiş yaradan.. parçaları bir araya getirmek ve mantıklı açıklama yapmak gerekiyor. İnsan öğrendiklerini bir bütün haline getirmek ister. anlamadığı bir durum ile karşılaşırsa denge bozulur ve onu tekrar denge haline getirene kadar arar durur.. cevap bulamazsa da yoksayarak dengeyi tekrar kurmaya çalışır. yani mantıksız gelen parçayı ortamdan çıkarır. Mümkün olsa da hiçbir parçayı yok saymasak. ama akıl da bir yere kadar.. yine de aklın ermeyeceği bir konu gibi gelmiyor bu durum.

Bir puzzle düşünelim.. oldukça geniş olsun bu.. bir tarla kadar mesela.. küçük parçalardan oluşan bir puzzle. büyük bir kısmı çözülmüş olsun.. elimizde bir parça var.. ancak o tarlanın içerisinde gezinirken o parçanın anlamlı olmadığını düşünebiliriz. oraya ait olmadığını. uzun zaman yerini ararsın ama bulamazsın. sonra bir düşünce oluşur zihninde "bu buraya ait değil. bu parça fazla. bu parça mantıksız diye." Oysa tarlanın yanında yüksek bir yapı vardır ve merdivdenle tırmanıp tarlaya oradan bakarsan resmin tamamını görebilirsin ve mantıksız bir parçanın olamayacağına inanırsın.yeniden inersin aşağıya ve yerini bulamadığın her parça için " mantıksız" demezsin artık. Ben bulamadım dersin. Ben göremedim dersin.. ki kimse de seni suçlayamaz o parçanın yerini bulamadığın için. Allah insanların inanmalarını önemsiyor. Büyük resmi görmek için peygamberler gönderiyor. Kuran'ı gönderiyor. Dünya'nın doğanın kainatın evrenin muhteşem düzeninden tut atoma kadar büyük resmi anlatıyor büyük resmi gösteriyor bize.Bu yüzden İslam bilime önem veriyor. "Alimin mürekkebi şehidin kanından üstündür" diyor çünkü Atom da, parçacıklar da, doğa da, gezegenler de, yıldızlar da, galaksiler de, hücreler de Allah'ı işaret ediyor. Bu yüzden araştırın, gidin öğrenin, sorun, düşünün diyor çekinmeden. İşte tüm bu kanıtlar, işaretler, bilgiler, mucizeler, düzen .. hepsi bizi o tarlanın yanındaki yüksek yapıya çıkıp büyük resmi görmemize yarayacak merdiven görevini görüyor. O resmi görünce inanç başlıyor.. yoksa körü körüne bağlanmanın bir değeri yok.. düşünerek, görerek, anlayarak inanmak çok daha değerli..inanç başlayınca parçaların tamamı çözülüyor mu peki puzzle ın. tabi ki hayır.. yine bulamıyoruz bazı şeyleri.. yine çaresiz kalıyoruz.. ama inandığımız için mutlaka bu parçanın bir yeri vardır diyoruz ve aramaya devam ediyoruz.. pes etmiyoruz.. Biz inançla o parçanın yarini ararken, yani sorularımıza cevaplar ararken şeytan da görevini yapıyor.. peşimize takılıyor.. biz ümitsizliğe düştükçe o ümitleniyor.. parçanın yerini aramak yani senin ve bizim yaptığımız gibi sorular sormak gayet normal ve gerekli.. ancak şeytan devreye giriyor ve fısıldıyor, vesveseye neden oluyor.. şöyle söylüyor " arama. o parça mantıksız. o parça fazla. bak yoruldun.. eğer bir yeri olsaydı çoktan bulmuştun. otur dinlen. keyfine bak. düşünme. uğraşma . büyük resim yok" . İnancımız kuvvetliyse düşmüyoruz tuzağa. İnancımızın kuvvetli olması için ise donanımlı olmamız gerekiyor. ilim ile bilim ile. Bazen ben öyle güçsüz düşüyorum ki.. insanlar o kadar acımasız o kadar kötü niyetli geliyor ki.. parçaları bir araya getirmeyi bırakıyorum. içine düştüğüm ümitsizlik beni daha da karanlığa sürüklüyor. Böyle bir anda bişey oluyor yine.. beni ümitlendiriyor.. senin gibi güzel kalpli bir insan yetişiyor imdadıma.. ya da bişey oluyor ve farkediyorum insanlar dışındaki muhteşem düzeni.. ineğin doğumu.. yavrusunu koruması.. doğar doğmaz yavrusunu yalayarak kanını harekete geçirmeye çalışması.. bunu nerden öğrendiğini düşünüyorum.. bir sürü işaret var işte.. neyse çok uzattım özür dilerim Öykü :) Demek istiyorum ki bu soruların gayet normal. Ama bu söylediğim benzetmeyi unutma. kanma.. pes etme..sor hep.

Kısaca Fd dedi ki...

önceki yorumumu iyice düşün ve şimdi söyleyeceklerime bu gözle bak Çocuk :) Biliyorum çok uzattım. Sorduğun soruya cevap verecek konumda olmadığımın farkındayım ancak benim de sorduğum ve cevap aradığım bir soru olduğu için edindiğim bilgiler ve mantık yürüterek ulaştığım birkaç sonuç var. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki söylemesek de kabul etmesek de hepimiz istem dışı olrak Allah'ı zihnimizde bir kalıba sokuyoruz. Evet ona bir şekil veriyoruz istemsiz olarak. Bu durum iyi değil ancak elimizde de değil. Zaten Allah bu tür düşüncelerimizi sorgulamayacağını bildiriyor. Aklımızdan geçenleri biliyor ancak hesap sormayacağını söylüyor. Bir sima var zihnimizde ve işin garibi O' nu bilinçaltımızda bize benzer sanıyoruz. Oysa insan aklı ne onu ne de sıfatlarını tam olarak algılayabilecek kapasitede. Bir bebek izafiyet teorisinden ne anlıyorsa biz de ancak o kadar anlayabiliriz Allah' ı. Anlamamız gereken kadarını anlayabilmemiz için gereken aklı vermiş ama onun da sadece binde bilmem kaçını kullanıyoruz. Neyse demek istiyorum ki.. bizim için iyi olan, bizim için doğru olan, bizim için mümkün olan, biziim için kötü olan, bizim için günah olan, bizim için sevap olan herşey sadece bizim için öyle. O kurallar bizim için geçerli. İnsanlar için geçerli kurallar onlar. bir binanın tepesinden aşağı bırakılan bir cisim yere düşer.. bu kural bizim için geçerli.. elektronların dönüş yönü bizim evrenimiz için geçerli.. burada var olan herşey burası için geçerli kısacası.. o kuralları da biz koymadık.. dünyanın kendi etrafında dönüş hızını , dünyanın güneş etrafında dönüş hızını, bir elementin sahip olduğu proton sayısını, insanda bulunan kromozom sayısının 46 oluşunu kim belirlediyse bizim için iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı, günahı sevabı da yani bizim kurallarımızı da o koydu. Kardeşle evlenmemek gibi bir kuralı gerekli görmedi. Hatta hangi kardeşin hangi kardeşle evlenmesi gerektiğini bildirmişti. İkiz doğan kardeşler (bir kız bir erkek doğarmış) kendi aralarında evlenemiyorlarmış. Kuralları koyan O. Her devrin her dönemin kuralları farklı olmuş. 124 bin peygamber gelmiş ilk insandan sonra. Hepsi farklı kavimlere, farklı topluluklara, hatta farklı kabilelere.. hepsinin kendi içinde kuralları olmuş. farklı davranışlar beklenmiş.. farklı ödevleri varmış.. Adem (as) zamanındaki kuralları ve olayları zamanımızla karşılaştırmamak gerekiyor. Oradaki ana fikre, anlatmak istediği şeye bakmak gerekiyor.. bize verdiği mesaja bakmak gerekiyor.. o kıssada habil ile kabil iki farklı insanı temsil ediyor. üstelik kardeşler. yabancı da değiller. Aynı ana babadan doğan insanların nasıl farklı olabildiğini anlamamız gerekiyor.. Allah için verdikleri kurbanlarda biri samimi iken diğeri göstermelik.. bunun da bize verdiği bir mesaj var.. kardeşin kardeşi ne için öldürdüğü.. burda da bir mesaj var.. olaya değil mesaja bakmak gerekiyor.bize bir mesajı olmasaydı Kur'an anlatmazdı. Çünkü Kur'an bir tarih kitabı değil ki geçmişte olmuş bitmiş bir olayı bize bildirsin. mesaja odaklanmak gerek. neyse ben bu kadar cevaplayabildim. Eminim daha net ve güzel cevaplar bulabilirsin. Kendi düşüncemle kendi cümlelerimle bu kadar oluyo :)

sonbahar dedi ki...

Bence bu soruların cevapları insan aklının alamayacağı kadar karışık olduğu için bilmiyoruz. Belki de aklımız kısıtlı yaratıldığı için bu sorunun cevabı bize vahiy aracılığıyla gönderilmedi. Belki de aklımız daha geniş ve büyük yaratılsaydı bilebilirdik. Ama ne kadar aklımız geniş olsa yine kafamızda her halükarda bir soru olacaktı.

öykü dedi ki...

çok onemlı bır konu


şirketteyım henuz( ve ortamım musaıt degıl su an)

yorumlarınızı aksama tek tek yanıtlayacagım

okudum hepsını

hepınıze cok tsk edıyorum

kocaman sevglerımle

öykü dedi ki...

GÖK TURK cum ama o dusunceden yola cıkarsak
gunumuzde de farklı ıkız kardeslerden doganlara nıkah dusebılırdı

yanı acıkcası cokkkk buyuk bı soru ısaretı hala duuryor:)

öykü dedi ki...

nursalcım yorumun ıcın cok tsk ederım

ama hanı ımtıhan dıyorusn ya

bu yanlıs bı duzen ustune kurulu olmuyor mu

hanı kardeslerın bırbırı ıle evlendırılmesı ardındanda bırbırlerını dusmelerını saglayan bı ımtıhan ne kadar dogru olabılır kı

bu ısın temelınde bı hata var
boyle olmamalıydı dıye duusnuyrum

ya da aslında boyle degıldı de
yorumlana yorumlana degıstrıldı boyle hatalı bı sekılde
bu doneme aksettırldı

öykü dedi ki...

nesrıncım aynen boyle dusunuyorum enazından yaradanla ılıskımız samımı olsun o yuzden de ben acıkcası sormaktan cekınmıuyorum

sorularımı soruyorum ve dogrularını buldugumda daha buyk samımıyetle sarılıyorum

öykü dedi ki...

PAN zaten ınsan onyargılarından arındıkca
penceresı genıslıyor..
ve o guıne kadar farkedemedıklerını gorme sansını yakalıuyor

ben kendımde on yargı anlamında ne varsa torpuluyorum ve onlardan kurtulmaya calısıyorujm
ve her alanda ınancta dahı dogrular ıcın sorguluorm

cunku en samımı seklımle yaklasmak ıstıyorum
bunun ıcınde emın olmalıyım

öykü dedi ki...

FD cım yazdıklarını okudum cok tsk ederım yorumların ıcın

onemlı olan tek sey var o da samımıyet
cunku herkesı kandırabılırız ama yaradanı asla
eger ıcımızde kusku oldugu halde sorular odugu halde ınanıyorum dıyorsak bazı seylere
kandırdıgımz tek kısı kendımızız

öykü dedi ki...

Vuslatcım arkadaslar sagolsun fıkırlerını paylasmıslar
hepsıne cok tsk edıyorum

öykü dedi ki...

Vladımır bı anlamda masal dımı
bı cok sye masal
cunku yorum
dogruluk derecelerı de tartısılır bır cogunun haklısın

öykü dedi ki...

sonbaharcım

en azından bu varolan aklımız da bı cok seyı sorgulamak ıcın yeterlı

ben mesela oyle yapıyorum soruyorum
cevaplarını arıyorum
samımıyetle ınanıyorum ınanıyrosam da
ınanmıyorsam yanlıs buluyorsam da
ınanıyorum demıyorum en azından

Adsız dedi ki...

Sorgulamak iyidir Öykü, ben de aklımın almadığına inancım demem. Yani anlaşılamayacak şeylerin bir şekilde zaman içinde oluşan efsaneler olduğunu düşünüyorum.
- Mehmet -

öykü dedi ki...

Katılıyoum Mehmet

Dönence dedi ki...

bende samimi bir ifadede bulunuyum..
İki kardeşin ilişkide bulunmasını çirkin gösteren ahlak dışı gösteren dindir.. Şayet insanın insandan daha üstün bir varlığa karşı sorumluluğu olmasa kardeş kardeş ilişkilerinin nesi yanlış? Çok sayıda gönüllü ensest ilişkilerin olduğuda sürekli medyada gündeme geliyor.. İnsan tercihlerinde özgürse ve tercihlerini kendisi yapmalıdır.. Bedeni özgürdür ve bedeninden istediği şekilde istifade edebilir.. Bu düşünceye göre onların ensest ilişkiside kimseyi ilgilendirmez kimsede karışamaz...
Benim inancıma göre kuralı koyan Allah'tır.. Eğer kişi tanrıya inanmıyorsa onların ensest ilişkisi beni ilgilendirmez ilgilendirmemelidir.. Çünki ensest ilişkiyi yasaklayan çirkin gösteren dindir.. Maymundan geldiysek ölünce yok olup gideceğiz.. Yaşamın devamı olmayacak ve o zaman kişi kardeşine aşık olmuş hoşuna gitmiş hattaha dahada iğrenci validesine gönül vermiş olabilir ve kimseyide ilgilendirmez.. Herkesin cinsel tercihinde özgürse bunların olmasıda doğal olur..
Bence düzeni koyan Allahtır..Din öğretileri olmasa ahlak denen bir olgu olmazdı.. Yani demek istediğim ensest ilişki hiç bir şekilde ahlaksızlık olarak kabul edilmezdi..
Umarım yanlış anlaşılmam Öykü..

öykü dedi ki...

Dönence

toplum hayatında ahlak kuralları olmasa
dın kuralları olmasa toplumda kımsenın nefes alacak yasayacak bı halı kalmazdı bana gore


ensest ılıskı de bunlardan brıısı

hıc bı neden bana bu ılıskıyı normal gosteremez

kardesın kardes yaklasmasını dogal karsılayamam

saygı duyamam


boyle dusunuyorum