28 Temmuz 2015 Salı

geçen zamana dair

Çok şey birikmiş aslında..
Dusunuyorum  cok uzun  zamanları almıs ayrılık..
Ne anlatılır ?  Neresınden anlatılır ?   nasıl anlatılır?.

Belkı  bu oldu.. şu oldu dıye bir bir anlatmak yerıne   en sonundan
şu an oldugun noktadan baslamaktır en dogrusu
Baslarsın
Gelır  devamı
İctenlıkle..  sadelıkle gelır
Bılırsın... Bılırler.

Zorluklar yaşar ınsanoglu. Ve  genelde yalnızdır.
Hanı cevrenızde bırılerı de olsa yalnızsınızdır
Herkes bılır bu duyguyu
Bırbırını tesellı eder bunu  bılenler,    gızlı bır grupmuscasına.
Yaralandım yaralandık. bır suru sey ıste...

En basta bız zor bı cografyanın cocuklarıyız.  Her gunumuze  sehıtler düşer , acılar yakar ocakları
Kıt kanaat  gecımlerle   kurulur masaları bu toprakların ınsanının

Yıne de  gulumseme  çabaları gırer devreye
Herseye ragmen   geçıştırme ,  unutmaya calışma  ,  onarma cabaları
En cok ta zaman derler..

Zaman herseyın ılacı.

Gelip size zamandan söz ederler.
Yaraları nasıl sardığından ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.
Yaşadıklarınızın ne yazık  ki  hayal, rüya degıl de  gerçekligine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkarmak, yüreğinizin unutma gayretındekı  yerleriyle yeniden kucaklaşmak kolay değildir elbet.
Kolay değildir bunlarla başetmek    uğruna içinizi öldürmek.

 Zaman alır.
Geçen zamanlarda hayatınızdan anları...

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Hiç gelmeyecekler  degil mi  ?


Yoklama zamanı... Herkes burda mı ?

Ne demek unutmak ...
Bayanlar baylar
Yok öyle bir şey.

27 Haziran 2014 Cuma

Çok uzun bı süreç  hayatı paylastık
Nerdeyse her gün yazdım  bu dönem zarfında

Ne hıssettıysem , ne görduysem ,  ne yaşadıysam ,her şeyı.
Bırlıkte gulumsedık ,bırlıkte agladık
En cok... tum hayvan dostlarımızı aldım burda satırlarımın ıcıne .  ama   parantez ıcınde  en çok ta kedılerı
 ( Jale'mi ki şu anda ...         neyse.)
Sonra anne  sevgımızı paylastık.. Sıkça yazdım anneme özlemımı ,duygularımı .
Sonra hayatı..gündemı..  şehıtlerımızı  ..güzel ulkemı ... güzel ulkeme yapılanları
ve cok sevdıgım Atatürk 'ümü
Kısacası  ne yaşıyorsam  ne yaşıyorsanız herseyı.

Sonra  ARA  geldi...
Ve
o ara ne zaman bıter?     Ne zaman sona erer? 
 Erer mı?

Bılmıyorum...

Sadece uzulmesın, merak etmesın kımse dıye bu satırları yazmak ıstedım
Sevgınızı hıssedıyorum ve benım ıcın cok degerlı sevgınız.  İyı kı varsınız demek ıstedım.
Lutfen hepınız ıyı olun.. Sızı hıc bıseyın  yaralamasına  uzmesıne  elınızden geldıgınce  ızın vermeyın

Hayat kısa...

Sevgı  saygılarımla.

( yorumlarınız, maıllerınız ıcın.. merak edip sorduğunuz ıcın , bunca zamanı benımle paylastıgınız ıcın. ve  o herkese nasip olmayan    gercek samımıyetınız, sevgınız ıcın , hersey ıcın.. mınnettarım..  sonsuz teşekkurlerımle )

12 Nisan 2014 Cumartesi

öykü




düşündüklerinde anlam bulur yaşamın...

11 Nisan 2014 Cuma

Sen uyurken...

Melekler uçuşsun saçlarında sen uyurken...
Melekler korusun seni..
Kınalı bir kuzu nasıl uyursa şafak vakti..
Öyle uyuyacaksın..

Ve gözlerini...
Vatan gibi  sevdiğin adama  açacaksın 

aidiyetim sıfır...

kırılsam mı
uzulsem mı
ne dusunsem artık bılmıyorum bazı seyler  oylesıne kılıt kı bazı ınsanlar da
bı kulaklarından gırıp oburunden çıkıyor
 asla   acabaları yok
o kadar emınler kı dusuncelerınden

sabıt fıkırlerınden..

yıne cıktı karsıma  ne yazık kı bı tanesı
yıne anlamsız bos   konuşmalarıyla tırmaladı kulaklarımı

dun geceden berı geçmeyen bas ağrım boynuma ordan da  sırtıma yayıldı kastım sanırım kendımı..

ne var dıyor..
ne var da  bu hayvanları böyle koruyorsunuz o mamalarla beslıyorsunuz
su kapları koyuyorsunuz oraya buraya ........gördükçe ıllet  oluyorum
bırakın doğasına o bulur yolunu
dıyor..

hani bu sozlerı söyleyen ınsan   egıtımsız    bı ınsan olsa  anlarım ama dünya görmüş okumuş etmıs bı ınsan yasını basını almış bı ınsan  soyluyor bunları..

bırakın doğasına dıyor..

hangı doğaya dedım once
doğası mı kaldı !

bı yudum su ıcecek alan mı bıraktık..  ya da  en azından çöp karıstıyor oyle doyuyorlardı bır zamanlar..
sımdılerde   ortada  çöp mu kaldı ... ne kaldı  bu hayvanlar neyle beslenecek ne  ıcecek susuzluktan açlıktan mı ölsünler??

pıskın pıskın  bı bakışla     dedı kı ;  ormana  gonderılsınler orda  bulurlar yiyecek bısey

dedım kı gıttınız mı hıc Beykoz orman derınlıklerıne    gonderılmıs   hayvanları gordunuz mu
sız ve sızın gıbıler sayesınd eorda  kopekler bırbırını yıyor yiyecek bulamadığı ıcın

eee denge bu dedı doğanın dengesı bu yesınler
doğada herkes bırbırını yer sonuçta
gozlerıne baktım en ufacık bı acıma hıssı  ve duygu yoktu

kırletıyorsunuz    dedı   her yerı o kuru mamalarla
sonra bana döndü
yoksa sen de o  çantasında kuru mama  taşıyanlardansın ?
 yuzundekı  
küçümseme ıfadesını görmezden geldım..

dedım kı  ınsana vıcdan versın yaradan..
sustum
snra    ufaktan sesı geldı yıne
ınsana yapsınlar o yardımı ınsanaaaaa
ınsanlar ac geziyor..

o kadar ınsansan neden  basklarının yaptığı    yardıma takılıyorsun da kendın yardım etmıyorsun
sözde acıdığın ınsana??

o yardımı da sen yap madem
bırısı  mağdur bı yavru kedıyı kurtarıyorsa
onu yapma bunu yap aklını verene kadar
sen yapıver sen de o ınsan yavrusunu kurtar 
dıycektım..


demeye gerek bıle  kalmadığını hıssettım
gonul gozu kapalı onun..
hayvanlar onun ıcın cevreyı kırleten bır çöp
o sekılde bakıyor
sonra   ...

neyse  daha  agır seyler geliyor  dılıme..
sussam en ıyısı
basım cok ağrıyor.

9 Nisan 2014 Çarşamba

para olmasa hepimiz zengin olurduk...

dünyanın ölumunu gordum
suyun ,toprağın...
en yakın dostların
annenın babanın..
vakıtsız açan cıceklerın
vakıtlı doğan bebeklerın..
ölümünü gördüm..
ama hiç kimse
inandıramaz beni  sevgilerin bir gün ölecegıne..


ümit etmek ve sevmek  ...

Yarın , dendıgınde  bugünü yaşanılabilir hale getiren tek sey  belkıde. Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarın ....piyango da buyuk ıkramıye  çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran tek  sihirli sözcük: yarın...

Bir analiz...

Dün Meclis çatısı altında  Kılıcdaroglu na bı  saldırı yapıldı.
Olaya bakıldığında bı cok sey,   ınsanı  geldgımız  durumlar hakkında cıddı  endıselendırıyor..

1. meclıs catısı altında   boylesı bı eylemı  gerceklestırecek   ortam  nasıl olusabılıyor.. guvenlık   son derecede açıklara sahıp ya da bırı  veya bırılerı tarafından   bılerek oraya getırıldı bu ınsan.

2.saldırganın  profılı ıncelendıgınde  sabıkası bol uyuşturucu kulllanan
  bı  tarafta  denız gezmıs   resımlerı paylaşmış   bı  tarafta   melih gökçek    bı ....  tarafta aşırı serıatcı kısılerı oven   yazılar paylasan bı karakter ( !  )

3. bu olaya maruz kalan kemal kılıcdaroglu nun an esnasındakı  durumuna  bakıldığında
bu ınsana oncelıkle ınsan olarak duyduğum sevgı ve saygının bı kat daha arttığını  hıssetırıyor bana.  o olayı yasadıgı andakı   tavrı
 O an  esnasında    hala  beyefendılıgını  koruyusu    ..
 kabadayılığı  marıfet sayan ,  saldırgan yapıyı oven bı Türkıye profılının onu anlayamayısındakı     durumu cok ıyı hıssetıren bı   analızı sunuyor ınsana.

4.saldırganın  anne  yapısı..  olay bu yönden ıncelendıgınde ıyıce dehşet  ve  saskınlık yaratan bı tabloyla  karsı karsıyasınız..

Bır ınsan duşunun oglu   defalarca sabıka yemıs   uyuşturucu kullanıyor ıssız güçsüz ve ardından   savunmasız bı ınsana sırf ona gıcık oldum dıye kalkmış gıtmıs saldırmış..
 bırısı tarafından   kıralanmıs ta olabılır bu adam
 olayın o  seklı de ayrıca vehamet taşıyor  duşunun... para karsılıgı bı ınsana saldırmak ta ayrı bı    ( ! )   boyuttur cunku..
kısacası  ;her turlusu ıle böyle bı evlada sahıp olan  bı annenın  olayın sonucunda nasıl bı tavırda olması beklenır???
bana gore tek kelıme edemeyen, utançtan basını onune egmıs konuşamayan  ..,
 tam tersıne  cok uzgunum den başka laf edemeycek  kadar  erdemlı bı anne modelı dusunurdum ben
oysa her zaman kı   tavırları goruyoruz
bebemı affetsın dıyen   sırıtık bı agız yapısı    bos bakan anlamsız gözler  ..  olayı kavramış mı anlamış mı
utanması  gereken kendıne pay çıkarması gereken bı yan var mı
dusunmus mu butun bunları dıye  bakıldığında...?

hepsine hayır dıyebılcegımız bı   profıl yapısını sergılıyor anne

bebemı affetsın...
soyledıgı cümle bu
bu kadar basıt

olay artık  hep bu boyutta Turkıye de..

Bız cahılız bılemedıklerle... başlayan
bız dusunemedık ne bılelım kı bız beyım bız anlamayız  derken
hırsızlığı katıllıgı    ahlaksızlığı   aklınıza gelecek herseyı,magdur konumunda  koruyucu  bı yapıyla 
maskeleme cabası  ıcındeki    ınsan profıllerı  gıderek cogalmakta...

6 Nisan 2014 Pazar

Hangisi sizin ki ?

Aşksa konu ;
 ..


;
.............
Kafka’dan Milena’ya

Yeryüzünde tam olarak bildiğimiz şeyler çok azdır ama şunu iyi biliyoruz ikimiz de: ‘Biz hiçbir zaman birlikte olamayacağız.

.....................
Nazım Hikmet’ten Piraye’ye

“Karıcığım,
Bu seferki ilk mektubuma senin için yazdığım bir şiir ile başlıyorum:
Saat dört
yoksun
Saat beş
yok
Altı, yedi,
ertesi gün, daha ertesi
ve belki
kim bilir…
Hapisane avlusunda
bir bahçemiz vardı.
Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı.
Gelirdin,
yan yana otururduk,
kırmızı ve kocaman
muşamba torban dizlerinde.
Kuzum karıcığım, bu şiirleri iyi oku. Yazdıklarımın en ustaları değilse de en yalansızlarıdır. Seni nasıl yalansız, süssüz, sanatsız seviyorsam, bunlar da öyle…”

............
Ahmed Arif’ten Leyla Erbil’e
“Sabah gözlerimi sana açarım.
Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda  sen....
Böyleyken gene de şükretmem halime,
hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim.  seni usandırır,  gına getiririm.  dert,  ağırlık  sıkıntı olurum. Nemsin   sen  ? .....Sevgili, dost, yâr, arkadaş… HEPSİ.... En çok da en ilk de Leylâsın bana.  umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. .. Üşüyorum kapama gözlerini

.......
Héloise’den Abélard’a !!
Elin… elin değmis bu mektuba.
bana yazmamışsın ama.
Aşık olduğum elin...Hakkım var o elin yazdığı mektubu açmaya
Her gün seni unutacağım diye yeminler ediyorum,
Sonra seni düsünürken kendime yakalanıyorum.
Zaaflarima kızıp köpürüyorum,
Sonra iyi ki zayıfım diye şükürler ediyorum
.................

Gömleğin tüm düğmelerini yanlış iliklemek gibidir
bazı insanları sevmek.
En başından beri yanlış yaptığını
sonuna gelmeden anlayamıyorsun…
Oğuz Atay

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

Kapımı çalmanı istiyorum Leyla
O kadar evde yokum ki anlatamam  demıs mesela   hem  onsuz hem onunla yapamayan bı sevgılı..

.................
Ve   Sevgılı Atatürk umuzun eşi  sonsuz aşk ı Atatürk  ıcın  su satırları  yazmış..


Fikret Kızılok - Gönül

5 Nisan 2014 Cumartesi

Haberi  dün duyduk..
kucuk pamir   kaybolmuş.. evinden cıkmıs sabahın 9 unda ve bı daha   bulunamamış..

Aklıma    o kadar  cok takldı ki..
 3.5 yasında bır çocuk
 sokakta bı basına ne yapar..? nasıl yenıden evı bulur?
ya da nasıl  kendını sokaktakı tehlikelerden korur_?
kotu nıyetlı bırısı elınden tutsa götürse  gıder onunla..( bılmez ... ıyıyı kotuyu ayırt edemez ... melektır :(    )

Sonra gece oldu...  soğudu dısarsı    aklımdaydı ....

sımdı ne yapıyrodur mınık pamır
usuyor mudur?

sokakta mıdır hala ?
anne babasını  ağlayarak arıyor mudur?
sesını duyuramadığı bı yerde mıdr?........

ve onla uyudum..
 onun,  o sokakta bı basına kalışına ıcım yanarak  acıyarak uyudum..

benım annem bana bı bez bebek dıkmıstı..  saklarım onu
annemı kaybettıgımde ona sarılıp cok aglamıstım
ve ne zaman basım dara düşse uzulsem.
o bez bebek( crisi  )  hep yanımda olurdu.... koruduğuna ınanırdım benı
dun gece  pamır ıcın yolladım  crisi yi  onu koru bu gece usumesın
 annesı babası bulsun onu
sabaha  bu güzel haberle uyanayım dedım

olmadı..
mınık pamır ın cansız bedenı   evlerıne yakın bı vllanın havuzunda bulundu..

kayıp  ınsanın ıcını yaktı yakmasına ...
 cok yaktı .....Allah anasına babasına sabır versın
ama ondan da fenası
ıcımızde ınsan dıye yasayan ama ınsanlıktan  nasbını  alamamışların yazdıkları daha cok can yaktı
o mınıcık bebegın ustunden bıle kinlerını kustular
ne   cocugun alevı oluşu kaldı
ne de  gezı ruhunuz    yarım kaldı hep bırlıkte aramaya mı çıkacaktınız yıne olay mı cıkarcaktınız  yarım kaldı ıste oh olsunlar   la  yaklasabıldıler bu olaya..

yarım kaldı  sanmayın sozlerım..

yarım kalmadı...  söyleyecek soz bulamadım bunca kotulugun karsısında 
sadece   dondum kaldım..

4 Nisan 2014 Cuma

cevabı olmayan.. ya da cevap yerine susulan sorular ( ? )

Suriyelı' ler her yerde..
Savaştan kaçtı o ınsanlar 
Savaştan kaçtı ve kapısını açtığı söylenen yerlere sığındılar

Basta ulkemız...kapılarını açtı ve bınlerce ... sayısını bılemedıgım kadar cok   , açlık boyutunda  yasayan ınsan ulkemıze sığındı..
Pekı.
Buraya kadar tamam..   Insanlık namına yapıldı  denecek..
Sen ınsan degıl mısın  ?  orda ınsanlar savaş halındeydı..   kaçtılar kapıları mı açmasaydık denecek bılıyorum ama 
aması var..
O ınsanlar geldı ve su anda  açlık sınırında Turkıye nın  her yerınde..  dolaşıyorlar..
Evet...

Sığınan onca ınsanı  şu an  her yerde  fecı sefıllık ıcınde goruyorum..
fotoğraf ıcın gıttıgım
emınonu
balat
suleymanıye
zeyrek basta  olmak uzere   su an  da Istanbul   Izmır  ve dıger buyuk kentlerın hepsınde yoğun bıcımde  varlar..

her yerdeler
ve   cok fena haldeler..
dılenıyorlar...

yanlarında  en az  2 çocuk var
çocukların ustu bası dokuluyor  eger kucak cocugu ıse  ana babalarının kucağında canhıraş ağlıyor

belkı açlık  ...
hava soğuksa gıysılerı az olduğu ıcın usumek
hava sıcaksa gunesın altında butun gun  bı kac kuruş kazanma uğruna anaları babaları ıle o sokakların koselerınde dılenmek..

en cok ta o çocuklara acıyorum..
her yerde  en  mağdur onlar..

bır de olayın elbette   kafamı kurcalayan en onemlı sorusu var kı
sorucam onu da
cevabını alabılır mıyım ....hıc sanmıyorum.
bu çocuklar... bu ınsanlar neden getırldı ulkemıze?

1.  madem onlara  doğru durust ev    ve   gecınecek bı durum saglanamayacaktı ...sokaklarda yatıp kalkıp   dıleneceklerdı neden kucak açıldı

2.. bızım ulkemızdekı  fakırlerın hepsını doyurabıldık mı?
ev sahıbı ıs sahıbı yapabıldık mı  sokakta yasayan tum çocukları  evlere alabıldık onların hayatını kurtarabıldık mı  ki   yurt dışına  uzanıp ordakı ınsanlara yardım yapma durumuna gectk !

cevabımız hayırsa..

o zaman buna ne deniyor?..

kendı topraklarında  hala sokaklarda ac yatıp kalkan   sefıllık ıcınde yasayn  çocukları olan bı ulke
bu  ınsanları   neden kabul eder.. ?
 ve bu yetersızlıklerın zaman ıcınde...
ulke topraklarında   (zaman zaman  sözu gecıyor gasp.. soygun.. adam yaralama..  hırsızlık.. kapkaç  olaylarına ) yol  açacağını neden görmezden gelır..

(sordum...)

(fotoğraf ;  öykü... yer  ; balat....  surıye lı  çocuk )
İnsanın kalbi  ,sadece kötülerin  yaralayıcı sozlerınden degıl
Iyılerın korkunç suskunluğundan da yaralanıyor.

3 Nisan 2014 Perşembe

23.17

ne zaman ertesı gun erken saatlerde  onemlı bı ısım olsa..
bı gergın toplantı mesela..
 uyku tutmuyor bı oncekı gece..
 oylece   bekliyorsun....uyumak ıcın  ve olmadgını görunce
 oyalanıyorsun bıseylerle ..
ben cektıgım fotoğrafları   ayıkladım  sıldım bazılarını bazılarını   kestım   kontrast  ayarları ıle uğraştım bı sure.. begendıklerımı dosyladım
sonra fılm baktım ızleyebılecegım bı fılm var mı dıye..

başladım da bı tanesine

kıza dedı kı annesı   ( annesı cok paracı bı kadın)
perdelerın kadıfe olmalı senın evlenince dedı..
kız 
gulumsedı  annesine  sordu
basma da olsa olmaz mı  sevınce?
annesı kızdı hısımla kalktı yanından sen bu  kafayla var ya dıye başladı..
...
sıkıldım..
bu   hanı   klışe bı cok sey ıceren fılmlerı yerlı fılmlerı bazen cok severek ızlıyorum da
su an olmuyor
kızdım
 kıza da kızdım annesine de kızdım fılme de kızdım
kapadım.
sonra kendı yazdıklarıma baktım eskı yazılarıma  günde bazen 3 yazı yazdığım donemlerım olmuş..
neden sustum neden aralar verıyorum neden yazamıyorum eskısı gıbı sık dıye duşundum..
cevaplarını buldum..
sonra şu satırlarıma takıldım ( bazı okuduklarıma  kendım bıle sasırdım.. neler dusunmus neler hıssetmıs nelere sahıt olmuşum da yazmışım  dye)
spnra su satırlara takıldım evet...
..
Yasadıklarını her yenıden  anlattısında   anlattıkları  degısıyor ..  dınlenılır hale getırıyor onları..
anlattıgı  gıbı yasamıyor aslında..
  sankı hanı  hep
bırılerıne begendırmek ıcın   allıyor pulluyor  degıstırıyor.

 onu da var ya   ..bı benzettım... dıyo mesela
   karşısında  sus pus kaldıgı bırısınden bahsederken..

gıderek  yapamadıklarını bıre bın katıslarında kaybedıyor.
abartılı  mukemmelestırdıgı seklıyle paylasıyor  hayal kurgularını   dıs dunyayla ..
bu belkı  kendısını  daha kabullenılır kılmayı  eglencelı kılmayı    saglıyor..
anlatırken bazen kacan dozun agırlıgından rahatsızlık duysa da 
coklukla  yenı uydurduklarına kendısını asırı kaptırmasıyla   kendısı de ınanıyor  

..
o tarıhler de böyle bı ınsan  tanımışım yazmışım
enteresandır su anda da   boyle bı ınsan tanıdım

ne cok böyle ınsanlar..
ve  tahammül edılmesı ne zor onlara...

(fotoğraf ; öykü)

30 Mart 2014 Pazar

ilginç bir yazıydı, sonuna kadar dikkatle okudum.... bence okumalı.

Yaratıcı insanlar arasında intihar oranı neden bu kadar yüksek?
Kimsenin görmezden gelemeyeceği bir özelliği var bu kişilerin: “Normal” insanlara göre çok daha duyarlılar; hayatın acılarını ve sevinçlerini herkesten daha fazla ve daha derinden duyuyorlar. Bu yüzden de yaralanmalara, incinmelere daha açık oluyorlar.

Romalı büyük filozof, yazar ve devlet adamı Seneca, İmparator Neron’un gönderdiği bir fermanla intihar etmek zorunda kalmıştı. Bir zamanlar hocası, danışmanı ve başbakanı olduğu Neron, ona “damarlarını keserek intihar etmesi” buyruğunu göndermişti. Seneca arkadaşlarının arasında damarlarına dört yara açtı, ölümü beklemeye başladı ama kanının ağır akması yüzünden ölmesi uzun sürüyordu. Sonunda kendisini hamamda, sıcak buharda boğdu. Seneca’nın genç karısı da onunla birlikte damarlarını kesmişti. Ne var ki kadın, Neron’un emriyle kurtarıldı, tedavi edildi ve bir daha kendini öldürmeye kalkışmadı.

Çılgınlık derecesinde bir Japon milliyetçisi olan Yukio Mişima, büyük yazarlık yeteneğini önemsemez gibi davranarak hayatını “Güneş İmparator”a, samuraylar Japonyasını canlandırmaya, dövüş sanatlarına, askerliğe, disipline adamış, ülkesinin yozlaşması olarak gördüğü değişimlere karşı mücadele bayrağı açmıştı. Yanına epey öğrenci de toplamıştı. Bir gün bu öğrencileri alarak bir askeri birliği işgal etti. Balkona çıktı, düşüncelerini özetleyen bir söylev verdi ve seppuku yaptı. Kimonosunu açarak özel bir bıçakla karnını yavaş yavaş, dikkatli bir biçimde soldan sağa doğru keserek bağırsaklarını dışarı döktü. Daha sonra seremoniye katılan en yakın öğrencisi, keskin bir kılıçla yazarın başını uçurdu.

Mayakovski ve Macar şair Attila Jozsef, büyük umutlarla “insanlığın kurtuluşu” olarak gördükleri rejimlerin başındaki politikacıların yarattığı hayal kırıklığına dayanamayarak kendilerini öldürdüler.
Stefan Zweig ise Avrupa kültürüne inanan bir hümanist olarak, Nazi zulmünün uygulamalarını ve o uygar Avrupa’nın korkunç bir barbarlık bataklığına dönüşmesini kabul edemediği için karısı Lotte ile birlikte aşırı dozda ilaç alarak canına kıydı.

Eşiyle birlikte intihar edenler arasında, Londra’da birlikte intihar eden Arthur ile Cynthia Koestler'i anmak gerekir. Karl Marx’ın kızı Jenny de kocası Paul Lafargue ile birlikte intihar etme yolunu seçenlerden.

Ukraynalı büyük romancı ve hikayeci Gogol birtakım ruhi ve akli sorunlarla boğuştuğu için, bir şey yemeyi ve içmeyi reddederek öldürmüştür kendini. Bu acılı süreç dokuz gün sürmüştür.
Rus şiirinin en büyüklerinden olan Sergey Yesenin de ruhsal depremler sonucunda hayatına son verenlerden. Şair birkaç kez hastaneye yatırıldıktan sonra bir otel odasının duvarlarına kendi kanıyla veda şiirini yazdı ve kendini astı.

İngiliz dilinin en önemli romancılarından olan Virginia Woolf artık hayata dayanamadığı için evinin yakınındaki nehir kıyısına gitti, ceplerine ağır taşlar doldurarak suya girdi ve boğuldu.

Amerikalı şair Sylvia Plath ise bir sabah çocukları henüz uyurken, başını gaz fırınının içine sokarak intihar etti. Bu ölüm, yıllar sonra onun üstüne tez yazan şair Nilgün Marmara’nın da 29 yaşında intihar etmesinde rol oynadı.

Fransız yazar Gerard de Nerval de ruhsal hastalıklarla boğuşmuş, birkaç kez sanatoryuma yatırılmıştı. Tedavisi pek bir sonuç vermemiş olmalı ki Nerval de kendini asarak hayatını sonlandırmayı seçen yazarlar kervanına katıldı.

Avcılığıyla ünlü Ernest Hemingway’in son avı kendisi oldu. Çiftesini ağzına sokarak tetiğe bastı. Yaşlılığı kabul etmek istemediği, ölümü bir erkek yiğitliğiyle karşılamak istediği söylendi. Ama Hemingway’in ailesinde de intihar eğilimi vardı. Babası, iki kardeşi ve bir torunu intihar etti.

Romancı Jerzy Kosinski, çocukluğunun Polonyasında savaşın büyük acılarını yaşamıştı ve ruhunda açılan yaralar hiçbir zaman kapanmadı. Bir banyo küvetinde kendisini plastik bir torbayla boğmadan önce “Her zamankinden biraz daha uzun sürecek bir uykuya dalıyorum” diye yazmıştı.

İtalya’da antifaşist hareketin önemli ismi ve bu dilin en büyük yazarlarından Cesare Pavese, depresyon ve aşk acısı yüzünden intihar edenler arasında.

Yasunari Kawabata, Walter Benjamin, Jack London derken liste uzayıp gidebilir.

Orta Doğu ve Türk edebiyatında, 1887 yılında damarlarını kesen ve kendi kanıyla ölüm anlarını not eden Beşir Fuad ve Viyana sefiriyken ağzına havagazı hortumunu sokarak intihar eden şair Sadullah Paşa en bilinen örnekler. Sadullah Paşa’nın intiharını Abdülhamit baskısına bağlayanlar da var, elçilikte aşık olduğu Anna Schumann’ın gayrı meşru bir çocuk doğurmasına da.
Ziya Gökalp de kafasına bir kurşun sıkmış ama ölmemişti.
Ülkesindeki kötü gidişe dayanamadığı için Paris’te intihar eden İranlı yazar Sadık Hidayet, doğu edebiyatında intihar denilince akla gelen ilk isim.

Bizimki gibi ülkelerde entellektüel intiharlarına pek fazla rastlanmamasına karşın
öldürülen, hapsedilen, zulüm gören şair-yazar sayısı çok kabarık.
 Belki de bu yüzden intihar etmeye fırsat bulamamışlardır.
 Çünkü onların bu işi gören, yaratıcı insanları yavaş veya hızlı ölümlere iten devletleri ve toplumları vardır.

Zülfü Livaneli