11 Ağustos 2015 Salı

Sen  duydun mu  sustuklarımı  ?

36 yorum:

öykü dedi ki...

Çok sey vardı anlatılacak
O yuzden sustum...

Bırını soylesem dıgerı yarım kalacaktı.


Sen duydun mu sustuklarımı ?

Profösör dedi ki...

Öğrendiklerimiz, öğrenmediklerimizin yanında devede kulak kalır. O halde bilmediklerimiz bildiklerimizden çoktur. Konuştuklarımız konuşmadıklarımızın belki de milyonda biri gibidir. En iyisi mi bazen susmak gerekir. Sustukça da herşeyi bir hamlede anlatmış gibi oluruz. İşte o zaman şefkatle biri bize dokunsa gözyaşlarımızı tutamayız, ağlayıveririz. Bazen hıçkırık tutar, bazen de oldu olacak bir boşalma bir boşalma olur ki; zarıl zarıl ağalama krizine bile girebiliriz. Çünkü biz insan denen mechulüz. Bizi anlayan kelimelerin içinde bizi bulamaz. Bizi anlamak isteyen tenezzül buyurup da yüreğimizin derinliklerine kadar inme zahmetine girmesi gerek.

öykü dedi ki...


Teşekkur ederım bu guzel yorumunuz ıcın sevgıler profösör

Adsız dedi ki...

Anlatirsan dinlerin ki.

Orijinal a

öykü dedi ki...

yazar burda
anlatmadan anlasılmak ıstemıs orıjınal A
:)

Siyah Kaknus dedi ki...

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir.

Der Fuzuli.. Aklıma geldi yazını okuyunca :)

öykü dedi ki...

Siyah Kaknüs

özlemısım boyle soylesmeyı
bı sey dusunup yazdıgımda seslenmenı
seslenmenızı cok ozlemısım

kocaman sevgılerımle

Adsız dedi ki...

Sen radyo TV mezunuydun dimi öykü.

Bir program yapalım sana. Anlatmadan anlaşılmak nasi oluyor öğrenelim.

Orj A

öykü dedi ki...

efenım bır tv ya da radyo kanalı sahıbı gıbı konusmusunuz A
sana bır program yapalım derken

Adsız dedi ki...

Tanidik var. :))

Orj A

öykü dedi ki...

yok ben almayayım şöhret zararlı :)

Adsız dedi ki...

Kose yazarlığı bence seni daha mutlu eder.

Anlatır misin nasıl oluyor anlatmadan anlaşılmak.

Orj A

Ben böle bisi olduğunu dusunmuyorum da.

öykü dedi ki...

blog yazarlıgı da sence bı nevı kose yazarlıgı degıl mı ?

her gun guncellıyorum
mutlaka yazmaya calısıyorum
duzen ve prensıplı devam edıyor.

sence de kose yazarlıgı sayılmaz mı

Adsız dedi ki...

Yazmak bir eylemdir. Okuma yazması olan herkes 10 farkli kelime versek anlamlı bir cümle yazması gibi birşey bu dediğin.

Bence sen yaziyorsun.

Kose yazarlığı farklı bir şey.

Orj A

öykü dedi ki...

hmmm
hafıf bı kucumseme edası var sozlerınde
okuma yazma bılen herkes bır kac cumle yazabılır
bence sen de yazıyorsun
kose yazarlıgı baska bısey derken

sen kose yazarı degılsın
okuma yazma bılıyrosun ıste bı kac cumleyı de yanyana getırıyrosun
kendını de bısey sanıyorsun gıbı sanırım

Adsız dedi ki...

Ben blog ve kose yazarlığı hakkındaki düşüncemi söyledim. Ben nazizade ölümlü bir kulum kimseyi küçümsemek haddimi olmaz.

Bloğa yazı yazarsin işine gelen okur.

Gazeteye yazarsin gazeteyi alan okur.

Yazmak bir eylem tekrarlıyorum. Okuması yazması olan herkes istediği şekilde istediğini yazabilir. Bu tıpkı azı olan konuşuyor gibidir.

Nasıl bir anlamla üslupla yorumumu okurdan öyle anlar öyle bir kanıya sahip olmak senin insiyatifin. Ben uslubumda hiçbir küçümseme gerekmeksizin doğrudan yazdım.

Sen blog yazanısın.

Kose yazarligi farkli.

Orj A.

öykü dedi ki...

aynı dusunmuyorum..


gazeteyı alır okursun dogru
ama bı gaztede kac tane kose yazarı vardır hepsını okur musun

begenır mısın?
bunu sorguamak lazım
bır de her gazetede yazanın gercekten o koseyı hakettıgını dusunmek te ayrı bı tartısma konusudur

blog yazarlıgına gelınce

yazmak gonul ısıdır
karsılık beklemezsın

ama 2008 den berı yazıyorsam
blog yasıyorsa

aynı gönlu okuyanda da buluyorum demektır.

okuma yazma bılıp uc cumleyı yanyana getırmek degıldır bunun adı.


öykü dedi ki...

ve mınık bı ek

bu dusuncenle tum kose yazarlarının ısının hakkını verebılen yetenekte oldugunu dusunuyrosun

( ki bu cıddı cıddı tartsılır bır konudur )

ıkıncısı ıse sadece ben degıl tum blog yazarlarını da hafıfe alıyorsun

o bahsı gecen kose yazarlarından daha yureklı ve

yazılarının her bırı gercekten cok cıddı anlam butunlugu tsıyan okuyana cok sey veren bı cok blog yazarını tanıyorum bılıyorum..

o yuzden bence bu tespıtını bı daha dusunmende fayda var

benım dusuncemdır tabı bu

Adsız dedi ki...

Bence bloguda köşedeki yazıyı da okutan başlıktır. Dikkat çekmeyen hiçbirşey popülarite kazanmaz.

Ben gazeteyi incik incik okumuyorum. Başlığı kimin baskınsa dikkatimi o an kim çekerse onu okuyorum. Bugün okunan yrn okuyacağım anlamı doğurmaz.

Sen şimdi niye kose yazarının o koseyi hak ediyormu konusuna girdi ki.demek sizde bazen küçümsemek eylemini gerçekleştirebiliyorsunuz.

Blog yazmak kişisel bir tercih tir. Kimse kimseyi yazsın diye ısrar etmez.

Yazmak eylem diyorum. Uctur diyorum. Nasıl yazmak istemek kişinin elinde sen blog tercih etmisin.

Kose yazarı değilim ama o koseyi hak ettiği mevzusunu bence hiç uzatma.

Orj A

öykü dedi ki...

kose yazarının o konuyu hakedıp etmeme konusu
elbette kı elestırılır
ozellıkle de gunumuzde

kımlerın neden koselerı kaptıgını cogu ınsan gorebılıyor
goremeyenler ıcın zaten soyleyecek sozum yok

senın benım yazdıklarımı elestırebılme hakkın vardır bı okuyuccu olarak ve su anda bunu yapabılıyorsan

benım de kose yazarları ıcın aynı hakkım mevcuttur

uzatıp uzatmama ıstegım de kendıme aıttır..


ama daha fazla bısey yazmayı dusunmuyorum bu konuda

cunku anladım..

...
susarak anlatmaya gelınce,

bunu en ıyı oguz atay yapıyor
tutunamayanlar da

merak edıyorsan gercekten

okumanı tavsıye ederım.

Adsız dedi ki...

Gozunle gorsen bile uc kere sil ve oyle bak kimseye nasil goremedigini sorgulama. Eger zikrin ve fikrin sastiysa dusuncen farklıysa bile hakli cikmak icin o kisinin acigini arama.

bende anlicagimi anladım.

Ben oğuz altayin değil senin nasıl susarak anlattığını sordum.

Okunmamis kitapları not alıyorum. Bu tavsiyesi not alamicam tüm oğuz Altay kitaplarını okumuş biri olarak.

Orj a

öykü dedi ki...

nasıl ıstersen

Adsız dedi ki...

Ben senin yazdıklarıni elestirebiliyorum okuyucun olduğum için ya. Sen bana cevap verebilir eleştiriden daha çok yorum diyelim sen benim yorumuna cevap vermem başkasını eleştirme hakkına sahip olduğunu dusunuyorsun.

İşte blog yazarisin.

Koseler okunur elestirilse bile pek ciddiye almazlar eleştirmeni.

Orj A

İçimde kalmasın yazayım dedim. Ben okumayı seven biriyim yeri gelince de eleştiriye devam edicem. İster cevap ver yada verme

öykü dedi ki...

yo

aradakı fark bu zaten

belkı bı cok blog yaxzarı da benım gıbı tek tek yanıt vermeyı tercıh etmeyebılıyor
bu herkesın kısısel tercıhı ıle alakalı

son yazdıklarına gelınce

artık o konuyu kendımce bıtırdım ben
benım ıcın bıttı cunku dusunclerımı yazdım

gerısı kabul edersın etmezsın

yazmak ıstersın az once yaptıgın gıbı

yayınlarım


ama artık o konuya daır tek kelıme yazmam

öykü dedi ki...

elestırılere her zman acıgım saygı cercevsınde oldukca

pohpohlanmak ıcın yazmıyorum

yerı gelır yerden yere vurulur elestrıılıye yazılar ama saygıyla olursa

sen de saygılı yazıyorsun

yayınlarım

ama dedıgım gıbı
bıttı o konu benım ıcın artık

Adsız dedi ki...

Sen neden bir genelleme içindesin. Diğer blog yazarları beni ilgilendirmiyor. Ben şuan öyküye yaziyorum. Diğerlerinin tercihini kendi tercihine ben zaten bir tutamıyorum.

Orj A

öykü dedi ki...

geneleme degıldı dıkkat edrsen

baskaları nasıl davranır bılemem

ben elestırı de olsa
saygı cercevesınde olan her yorumu yayınlarım

ve yanıt da verırırm demıstım

saygıdır bu bana gore
bırılerı okumus dusuncelerını paylasmıssa
yanıt vermek
saygıdır

zaman ayırırım

Adsız dedi ki...

Ben yorum yazarken yazdigin yorumu görmedim. Birbir üzerine gelmiş yorum.

Adsız dedi ki...

İyi günler öykü.

Bugünkü yazına yorum yazacakken böyle geçti zaman. Kafam dağıldı samimiyetim bir kuş aldı gitti.

Hoş kal.

A.

öykü dedi ki...

hoscakal

Profösör dedi ki...

Bende bir iki cümle edeyim istedim. Yıl 1960; gazeteyle ilk tanışmam ilkokul birinci sınıfa gidiyordum. Zaman zaman şehre gidildiğinde Yeni İstanbul gazetesi getirilirdi köyümüze. Profösyonel olarak gazeteciliğe de 1978 yılında başlardım. Önceki çalışmalarım çıraklık dönemim olarak sayabilirim. O zamanları köşe yazarlığı diye bir kavram yoktu. Sadece Tercüman gazetesi'nde yazarlık yapan Ergün Göze yazdığı yerin klişesi "Köşe başı" idi. Ogündür bugündar köşe yazarmığı moda oldu. Köşe yazarlığının hiç bir anlamı yok. Oysa gazete yazarlığı makale ve fıkra yazarlığı olarak günlük yazı yazan ağabeylerimiz vardı. Makale yazarlığı bir konuda siyasi, ilmi, toplumsal yazılar yazmak. Fıkra yazarlığının ayırıcı noktası ise nükteli yazı yazabilmektir. Yazı gülümsetir ama iyi bid ders verir. Bu arada fıkra yazarlığı mizah yazarlığı değildir. O da apayrı bir konudur.

öykü dedi ki...

Teşekkurler sevgılı profösör
bu aydınlatıcı bılgıler ıcın

Adsız dedi ki...

CANNNN
Birileri "SİMERANYA" mıza göz mü dikmiş NE?
ııhh, biz o küçük dünyamızda mutluyuz değil mi?
Özlemlerimizle, kederlerimizle, sevinçlerimizle mutlu...
Çok mu bunaldık kaçarız, sığınırız "SİMERANYA" mıza... Susarak ta konuşuşabiliriz, hiç görmeden sever ve özleriz...
Ve ihtiram geçişi geçişi yaptırırız en süfli duygulara...
ZEYBEK

öykü dedi ki...

ben neden aglıyorum kı şu an....


( sevgıler zeybek )

Adsız dedi ki...

Ağlamak...
Ne kadar güzel aslında...Ne kadar insani bir refleks...Ah o yürek...
Labratuarlar gözyaşının tahlilini yapıncaya kadar fark edilmeyecek bu güzellik ama... O soyut tahlili yapabilecek labratuar hiç olacak mı ? Bundan da emin değilim.
Biliyormusun çocuk "SİMERANYA" da yalnız ağlamak yok... En güzel, en kolay ve en çok yapabildiğim bu zaten, hadi birlikte...
ZEYBEK

öykü dedi ki...

ıyı kı burdaymıssın zeybek
1 sene sonrası acaba vazgectı mı takıp etmekten
gıtmıs mıdır dıye dusunmustum dondugumde ama
burddasın ıyı kı

sevgıler...