13 Şubat 2011 Pazar

kırmızı kiremitli evin insanları (3)




Bir sabah uyandığında annesi evde yoktu.
Gece bir takım gürültüler duymuş ama ne olduğunu anlayamadığı gibi
çocuk uykusuna yenik düşmüştü.

Ablası ve diğer kardeşleri evdeydi.
Ablasına sordu
Abla annem nerde ?

Kardeş getirecek dedi ablası ona
Sanki hani İstanbul a indiğinde annesi koska helvası getirecek veya işte zeynebin sevdiği bir şeyi getirecekmişcesine kolay

*Kardeş getirecek*

Zeynep kahvaltı olarak masada hazır duran az peynir ve bir ekmek parçasına baktı

çay soğuktu ablası ise çok sinirli

Çok dayak yerdi zeynep
biraz asi oluşu kafasına buyruk sokağa kesinlikle çıkılmayacak yasaklarını dinlemeyişi...

onu evin en çok dayan yiyen bireyi haline getirmişti.

Sinirlenen anne... abla
hangisine denk gelirse

Allah yarattı demeden ciddi ciddi dayak yemek..
Zeynep ağlamazdı

dayağı yediği zaman o soğuk arka odaya kapanır ve bir süre inzivaya çekilen gurular gibi kendisini toparlamaya çalışırdı

Kardeş getirecekmiş annesi !
Kafasında bunu şekillendirmeye calışırken o küçük kuru ekmek parçasını acaba tost yaptıkları o hani ocak üstü sapları ahşap kaba mı koysa?
ekmek ne kadar kuru,

ve düşündüğünü yaptı çayı da ısıttı

yaşıtlarının çoğu önüne konan envai çeşit yiyecegi begenmeyip seçip yemezken
o o kuru ekmek parçasını yenecek hale dönüştürdü ve çayla onu yedi
*
Babasının durumu giderek kötüleşiyordu
bir çuval un bir teneke peynir getirmişti eve en son
ve bununla idare edin olur olmaz alışveriş yok bir süre demişti.. Annesi o çuvaldan un alıp un çorbası yapıyordu sık sık
bazen domates katıyordu çorbanın içine ve oohhh hayat çorbası bu diyordu

*hayat çorbası*
annesinin bu övünçle dolu sözlerine yakışabilmek için ne kadar çabalasa da çocuklar için her gün her gün önlerine konuşu ile hayat değil mutsuzluk çorbası haline gelmişti.
Kahvaltı bitti
Zeynep evdekilere baktı
kendisinden bir yaş küçük kardeşi boğazı ağrıdığı için odasından çıkmamıştı.. bir diğer küçük kız kardeş ablasının eteğinden ayrılmıyordu..
Abla çok sinirli mutfakta bir şeyler yapıyor söyleniyordu
yeter ya hep ben hep ben bıktım artık !
o da haklıydı çocuklar.. annenin çaresizlikleri...
yaşam koşullarının zorluğu ablanın çocuklugunu unutturmuştu aileye
o bir büyüktü artık çocukluğunu yaşamamış tatmamış bir büyük.

Bunu kimsenin düşünecek düşünse de yapacak bir şeyi yoktu
Hal böyleydi.
Anne kayınvaldenin baskıları ile dört kızdan sonra bir erkek evlat olur düşüncesi ile hamile kalmış ancak kırk yaşın içinde olduğu için o küçük çevrede bunun dedikodusunun yapılacağı endişesi ile hamileliğini bol kıyafetlerle herkesten saklamıştı

Zeynep te bilmiyordu annesinin hamile olduğunu sabah ablası söylediğinde şaşkınlık nedeni de buydu..
O gün akşam olduğunda anne gelmedi
Bir sonraki gün
anne yine yoktu
ve sonraki gün anne battaniyeye sarılmış sürekli ağlayan küçük bir bebek gülen bir yüzle içeriye girdi

Beklenen erkek gelmişti
*
Hayatında beklediği şekilde bir değişiklik olmadı annenin.Kayınvalde kızlarının çocuklarını has çocuklarım
feriha hanımınkileri de yılan yavrusu diye seviyordu
*
Zeynep bir gün büyükannesini gördüğünde ..

kaçmak için çok geçti.
Kadın
* yılan yavrusu gel çabuk bodrumdan kömür çıkarılacak*
diye onu çağırdı
Zeynep bodrumdan korkuyordu ama hayır diyemedi
İçeri girerken başına değen örümcek ağları
ve duvar dibine doğru olan kömürlerden birini çektiğinde altından cıkan kocaman uzun çok ayaklı bir şey
Ürktü ...
elinden hızla bıraktı kömürü koşarak dışarıya çıktı
Babaanne o an bahçede olmadığı için merdivenlere yöneliş ve eve giriş
*
Odaya koştu yatağına saklandı elleri hala kömürlüydü tırnak dipleri kömür bulaşıgı.. ...
sanıyordu ki annesi görse bi de bunun için dayak yer
kızım alsana kömürü neden bıraktın da
babaannene laf söyletiyorsun bana.
duyacagı tek sey buydu bılıyordu
Ama...
Ama anne !
denmezdi biliyordu bunu öğrenmişti
dediğinde itiraz ettiğinde ne olduğunu bacaklarındaki morluklar söylüyordu ona..
Soğuk odada duran ranza ve diğer bir yataktan başka
varlık oluşturan tek eşya annesinin konsoluydu
Anne öndeki kendi yatak odalarının küçüklüğü nedeniyle sığdıramadıgı bu konsolu çocukların odasına koymuştu
ilk çekmecede mor ışıltıları ile zeynepin gözlerini kamaştıran bir broş
ve mavi kocaman bir kutu
kutunun ustunde bı yazı
yeni öğrendiği okuması ile - heceledi..
nivea yazıyordu kutunun üstünde
Annesinin bakım olarak kullandıgı tek malzeme buydu
kocaman bir kutu krem
bunun haricinde konsolun gözlri darmadağınık iç giyim eşyaları ile doluydu bir de resim albümü..
Bakmayı seviyordu zeynep bunlara
şimdi de hazır odadayken bakmak istedi

ilk çekmeceyi açtığında
kendisini güçlükle geriye attı
çekmeceden belki 5 tane birden iri karafatma fırladı
Annesi doğuma gideliberi eve bakan ablası yeterince temizlik yapmadıgından mıdır nedir
karafatma sardırmıştı evi
yatakların içi
dolapların içi
mutfak setinin altı
tencerelerın kapakları kaldırıldıgında bile içlerinden fırlıyordu karafatmalar
Oyle ki küçük bir ordu oluşturmuşcasına her yerdeydiler .Zeynep aslında korkmazdı ama hissettiği tiksinti uyudugunda yatagının üstünde sinsice gezmeleri devamında ekmek kutusu dahil her yerde oluşları ile bir süre sonra ciddi bir korkunun yerlesşmesine neden yarattı onda
ve deli gibi korkar oldu
Aklı çıkıyordu karafatmadan
geceleri yatağına yattığında yazın o sıcağında pikesini yatagın tüm çevresine sarar içine girer içinde buram buram terlerdi
ama açık tek yer bırakmazdı ki içine gremesinler
ama bu mendaburlar her yerdeydiler zeynep geceleri yatagın içinde ağlar ve Allahım ne olursun ya bu karafatmaları yoket ya da benı burdan al derdi
karafatmasız evler düşerdi
bazen o kadar karamsarlaşırdı ki tüm dünyayı sardıklarından kuşku duyardı
*
Yeni Bebekle ev daha da huzursuz bir hal almıştı.Anne çok daha sinirli daha uykusuz abla çok daha agresif
zeynep daha çok mutsuz
Ailesini seviyordu
ama çocuk aklı yaşanan bu kaostan doğan ilgisizliği kaldıramıyordu
Evde ya dayak yiyor ya da başkalarının birbiri ile tartışmasını izliyordu
Anne baba nerdeyse her gün tartışıyordu artık
Anne babaya isyan halindeydi bütün bunların nedeni oydu anneye göre
O bir İstanbul kızıyken onu almış bu dağın başına getirmiş ve bir de bunca yoksullluga mahkım etmişti
bu isyan bazen çocukları bile görmesine engeldi
Zeynep bir gün bahçeye izinsiz çıkması nedeniyle çok ama çok kötü bir dayak yedi annesinden
o kadar çok dövdü ki anne
zeynep sevilmediğine kanaat getirdi
sevilmiyordu
Gitse .. kaybolsa... ne farkederdi ki
Onca dayağın üstüne bir de akşam yemeği yememe cezası gelince yattığı yatagında karafatmalardan
sevgisizlikten acıyan yüreğine çare üretemedi
Gitmeye karar verdi
Ertesi gün evden çıkacak kimseye de haber vermeyecekti
Sabah çok erken babası evden gittikten sonra annesinin merdaneli çamaşır makinesını calıstırdıgını duydu
Annesi hem çamasırları makınaya atıyor hem de bagırıyordu bır taraftan yettı artık yettı dıye
kardeslerı henuz uyanmamıstı
evın salon denılen kucuk hol kısmındakı eski püskü eşyalara baktı.
içini çekti
kapıyı usulca açması kolay olmadı..
Sonra...
sonra dısarıya çıktı
hızlı adımlarla yürümeye başladı...

15 yorum:

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Öykü'cüm gerçek acı yaşamlar, bunlardan ne kadar çok var kimbilir. Devamı varmı yoksa Zeynep artık yok mu?

öykü dedi ki...

Bu cok uzun bır hayat hıkayesı Nur ablacım


devamı da cok uzun
ben 3 bolum olarak kucucuk bı pasajını paylasabıldım


belkı devamı gelır belki bırakırım bılmıyorum.

Profösör dedi ki...

Kandilinizi kutlarım..

Bu arada.. Yanınızda taşıyacağımız bir kitap..
Her derde deva ilaç gibi sakinleştirici bir kitap..
Bu kitapla ilgili tanıtıcı bilgileri bütün blogçu doslarımla sayfamda paylaşıyorum.

Memnun kalacaksınız.. Mutlu olacaksınız..

http://mefkuremiz.blogspot.com/

neşe dedi ki...

dördüncü bölümü çabuk yaz lütfen.Meraktayım öykücüğüm.Sevgiler..

sufi dedi ki...

Öykücüm Hikayedeki Zeynep'e de ailesine de selamet dilemekten başka bir şey gelmiyor elden. Tam hayatın ortasından öyle bir hikaye olmuş ki yazdıkların, devamında mutluluklar ve neşe de sığar yazdıklarının arasına dilerim sevgilerimle.

verago dedi ki...

gerçekler acı da olsa gerçekçi olmak güzel.. devamını bekliyorum, bırakma lütfen.

hayırlı kandiller Öykü'cüm.

@ysun dedi ki...

Ya anlamıyorum bu kadar yoksulluğun üstüne bir tane daha çocuk geldi onunda kaderi zeynep'den farklı olmayacak buna eminim ah zeynep ah :(

Sabahattin Gencal dedi ki...

Merhaba,
Doğrudan ve dolaylı katkılarınız sayesinde DAMLA / ÖYKÜ ÖZEL SAYISI yayınlandı.
Sizlerin şahsında sanatçılara ve sanat severlere teşekkür ederken saygı ve sevgilerimi sunarım.
Sabahattin Gencal ( Emekli öğretmen)

öykü dedi ki...

Teşekkur ederız Profösör

öykü dedi ki...

neşecim
aralarda yine yazacagım

sevgıler gonderıyorum sana

öykü dedi ki...

suficim
ne yasamıslarsa onu anlatmak istedım

bakalım onumuzdekı gunler nelerı getırecek


sevgılerımle

öykü dedi ki...

aysuncum hep oyle olmuyor mu

ne yazık kı
daha zeynep sevgıye sevkate açken yalnızlık duyarken
yenı gelen kardesle bolunen ılgı

onu daha da cıkmaza sokacak gıbı

öykü dedi ki...

Sabahattın Bey boylesı guzel bı olusum ıcın cabalarınızı takdırle ızlıyorum

Biz tsşk ederız boyle bır faalıyete bızlerı de dahıl ettıgınız ıcın
saygılar.

şirin'den esintiler... dedi ki...

Bir sürü haller içinde sana geldim Öykücüğüm. Ve hallerime haller ekledim yine tanıdık, sıcak, eski...
Zamanı öyle güzel kurgulamışsın ki benim çocukluk yıllarıma denk geliyor herhalde tavkimlerde Zeynep'in yaşadıkları... Ve sen öyle bir lezzette dökmüşsün ki yazıya...
ÇOK GÜZEL...

öykü dedi ki...

sırıncım bı suru haller ıcınde sana gldım dıyorsun ya
umarım o haller olumlu olsun



yazdıklarımı begendıgıne ıse sevındım


kendıne yakın bulmana da hıc sasırmadım

bırbırımzıı cok ıyı anlıyor olusumuzddan bılıyorum

bazı seylerı derınlıgınden yakalaycagına


sevgılerımle