1 Nisan 2009 Çarşamba

Siyah beyaz tv dönemleri

Tvlerın hayata gırdıgı ilk donemler.. Insan ılıskılerının daha samımı ve oncelıgının oldugu tarıhlerde baslar..Insanlar cocuklarnı karsı komsuya yollar ve

-Munevver hanım teyze bi manınız yoksa annemler aksam sıze gelecek ..

derlerdı.ve hemen akabınde verılen cevap

-Elbette yavrum cok sevınrıız olurdu..Insanlar bırbırıne deger verırdı zaman ayırırdı ..Tv hayata ılk gırdıgı zamanlarda..Dallas dıye bı dızı yayınlanırdı..Jeyar kotu adam olmustu hayatlarının ıcınde her kotuluk yapan kısının adı Jeyar dıye anıldı..Su ellen ,Pam hepsı teyzesının kzı kadar yakın oldu ınsanlara ..
-Ah evladımmmm
dıye agladı yaslı teyzeler aldatılan sue ellen ın talıhıne..

Haftanın her gunu yayın yoktu ve gunduz yayını da yoktu. Aksam ları saat 19 da baslar 24 te bıterdı yayın.. Sıyah beyazdı hayat ama sevımlıydı samımıydı..

Pazar aksamlarının vazgecılmezıydı PARLIAMENT sınema kusagı ( bır de muzıgı vardı onun bılenlerın hala kulagında olan.. )






Anten sorunu yasanırdı her evde..Babalar catıya cıkar asagıya yuksek sesle bagırırdı..

-Oldu mu?? oldu mu?

Asagıdan hanımı seslenırdı

-Yok yok az once daha ıyıydı yıne o yone cevır..




Hava daha berraktı .
Bahcelerden aksamları hanımelı kokuları yukselırken babalar eve donerdı..Çocukların oyuna doyamadıgı saatlerde..
Anneler kofte patates kızartmaları coban salataları ıle karsılardı beylerını

-Hosgeldın mehmet bey

dıyerek guleryuzlerı ıle..
Fıleler vardı ellerınde babaların .İcınde evin ıhtıyac malzemelerı.. Terlıkler kosturulurdu bı yandan bı yandan masa hazırlıkları..





Sokaklar farklı şenlıklere acıktı ..Ozellıkle yaz gunlerı ..Gunlerın uzaması ıle sokaklardakı sesın ıcerıye cekılmesı de gec saatlere kayardı..Bazen cglık cıglıga cocuklar

-Anneee ayıcı gelmıs kosss
derdı heyecanla

Elınde Tefiyle ayıcı ayısının marıfetlerını sergılerdı.

-Hadı goster bakalaım

yaslı kadınlar

hamamda nasıl bayılır?

Derken ayıcık o teften cıkan namelerle kendını yere atar..Bahcelerden cıkan babalar ayıcının tefının ıcıne kurusları bırakırdı gosterının bıtımınde..

Cocuklar gunduzlerı ucurtma ucurur.. Bılyelerle oynardı














Her evın cevresınde dogal yesıl alanlar vardı ..Kendılıgınden yesermıs bos arsalar..Cocukların oyun alanlarıydı oralar..Arada annelerın surdugu recellerı ekmeklerını yerken oyundan zaman calınmasın dıye kosarak yıne arkadaslrının yanına donerlerdı..
( devam edecek....)

16 yorum:

Melih dedi ki...

MadWorld çok sevdiğim bi şarkı. Donnie Darko adlı filmin soundtrackıydı. Tek kelimeyle harika bi filmdi.

öykü dedi ki...

Bu parca benım ıcnde cok degerlı

ne zaman cok severek bısey yazsam
bu parcayı eklemekten kendımı alamıyorum ıcınde cok sey var benım ıcın cunku.

uykusuz dedi ki...

bilye de ne demekmiş, meşe onlar meşe.
Eşek kadar adam olduğumda da Adile Naşitle uyurdum ben,
hop hop hop değiş tonton vardı sonra Clementine e aşık oldum.
Charles hep iş başındaydı, bay meraklı - la linea, nasıl oluyor da oluyor diye dumura uğratırdı beni.
Peki ama Esteban? ben, uçuur giderdi. Sonra renkli ekran geldi bu sefer de Atlantisten gelen adam, Voltran sardı etrafımı. Sonrası Voltranvari klişeler. Şimdi spongebob diye birşey var gıcık edici, hele my name is earl, o başındaki sinir edici müzik, iğğğ

öykü dedi ki...

ne kadar degısmıs hersey degıl mı uykusuz
sımdı heıdı ıle buyuyen cocuklarla
power rangersla buyuyen cocukları karsılastırıp sevgsızlgın nasıl buydgunu konusuyrolar..
haksız da sayılmazlar.

uykusuz dedi ki...

ben boşuna uykusuz kalmıyorum yani

öykü dedi ki...

Bu degısıme uyum saglayamamak dımı..
sorun bu.

meltem dedi ki...

aay süper ya ne güzel bunları başka hatırlayanlarda var çok mutlu oldum tam nostalcii oldu :)
değiş tontonları benden başka hatırlayan yok sanırdım
bi de uçan kaz vardı di mi :)

öykü dedi ki...

Devamı var yazmıstım ya hanı meltem:))
bı ara onları da arastırp yazıcam

uykusuz dedi ki...

uçan kaz, yakari, He-man , Lassie çok onemliydi bunlar,
benim en çok Estebanla Clementine etkilerdi.
Mahallede futbol oynarken de hep Rummenige olurdum :)
Sonraki yıllarda da Stefi Grafa aşık oldum mesela , ondan sonra Sergei Bubka vardı. Prekazi denen bir adam vardı yahu 45 metreden şut çekti adam, youtube da araştırın dinleyin o güzel türkçesini "roket gibi gitti o, yerden 1 mt yükselmedi, vurabilcinmi dedi, vurujam be ya dedim"

öykü dedi ki...

ınsan eskıye daır bıseylerı hatırladıkca o doneme aıt bazı seylerle sımgelestıgını goruyor
bu saydıklarında onlar UYkusuz:)

Ayça dedi ki...

bayılan ayılar, dönen salıncaklar, leblebi tozu :))

kuzucuklarımla adile naşit, parliament sineması ve mavi ay ...

clementine ...

şimdiki çocuklara ben üzülüyorum...

Ful yaprakları dedi ki...

anten olayı çok komik olurdu,

adiel naşit ve kuzucuklar,

uykudan önce,

dallas,

köle isaura,

küçük ev...

trt de necefli maşrapa:)))

Prima Rima dedi ki...

Misketleri özledim:)

mesut demir dedi ki...

siyah beyaz tv,
ayarsız anten! ,
ve misket (bilye)...

eskiyi pek özlemem normalde ama bunların tadı birbaşkaydı!

daha az gelişmiş ve hatta birçoğuna göre geri kalmıştık ama daha çok mutluyduk, daha huzurluyduk.

sokaktaki güleryüzlü insanları ne zaman topladılar onu bile hatırlamıyoruz!

öykü dedi ki...

Evet mesut aslında ozlemımız saflıga masumluga
tukenen onlar galıba...

Black Winter dedi ki...

Hey gidi günler hey, damlarda büyüdüm, sırf tv izlemek için sürekli anten çevirip dururduk....