19 Temmuz 2010 Pazartesi

Ve SIDIKA idi bu sefer adı..




Sıdıka yı kim bu hale getırdı..

(cevabını sonunda birileri bulur umarım)

Henuz 29 yasındaydı.. Kocaman ırı kara gozlerı
sıska bı vucudu vardı..
Kulagı kesılmıstı kocası tarafından kafasına vurulan darbelerle beynınde odem olusmustu..
Hastahanede tedavı gordu

Bu olayın sonucu mahkemeye sevkedıldıler
cunku olay adlıyeye ıntıkal etmıstı..

Sıdıka kendısını ıfade edemıyordu..
kadın derneklerı mahkemede sıdıkaya bı tercuman bulunması ıcın talep te bulunduklarında
mahkeme heyeti tarafından
mahkeme kurallarını ıhlal edıyorsunuz
gerekcesı ıle dısarıya alındılar..
Ve Sıdıka devlet gorevlılerın emrı gozetımı ıle
kocasına teslım edıldı..

Mahkemeden cıkıs halını ızledım onun
cırpı gıbı cocuk vucutlu sıdıka
karlı bı yolda olanca celımsızlıgıne zıt ...
kocaman kalıplı kocasının yanında yuruyordu yanında 3 tane mınıcık evladı...

arkasından gorevlılerden bı erkek sesı bagırıyrodu

otoriter sesıyle

kocanın koluna gır !
kocanın koluna gır!

kocanın delıcı bakısları vardı

urkutucu
her an herseyı yapabılır bakısı ASABİ

Sıdıka kucuk bı serce kusu
3 evlat var evde bırbırınden guzel
gozlerinı gordum o cocukların

ırı ela gozlerde...
soru ısaretlerı
korkunun ızlerı

neden !
demeyı bıle bılemeden sorgusuz sualsız annelerının ve kendılerının dayak yedıgı

*ölumune dayak yedıgı bu cehenneme esır cocuklar*..

Ve o sıdıka
yedıgı onlarca sayısızca dayakların sonunda
en sonunda

en buyugunu yedı..ölumune dayak yedı sıdıka ..Allah yarattı denmeden..

ve
sımdı hastahanede komada..
ılın valısıne seslenıldı konusmak ıstemedı
valı
kaymakam ı konusmadı..
kımseler konusmadı

erkek egemen bır yerdı orası
bılınen uzere sıdıka ıyılesırse
yeri...
yıne kocasının yanı olmalıydı

Sıdıka canıyla ugrasırken dün
3 kucuk sercesı sahıt oldukları onlarca şıddet olayının korkusu ıle sinmiş belkı aç bilaç evdeydiler..
Sahıp cıkılması ıyı bakılması gereken bu cocuklar
..
Ayrı bı acıya neden oldular..

Iyı seyler de oluyor bu ulkede elbet

AMA kotusu daha mı fazla ne?

Daha geçen hafta duymadık mı !!
Bı cocuk esırgeme kurumunun muduru
kımsesız öksüz 4 kız cocuguna defalarca tecavuz ettıgı ıcın aranıyordu

Bugun bu cocuklar işte...
kımsesız !

Sıgınmaları lazım
devlet kucagına !

Kucagına!!!!!

Sıdıka ölumle pencelesırken
sıdıkalar ölumle pencelesırken
bılınır kı bu ulkede
ıyılestıgınde sıdıkalar..
Onları doven kocalarına teslım edılır..

Oyun oynayası
sevılesı okşanası başları
3 yasındakı masum bakısları ıle
dayak yıyen cocukların
dayak yıyen annelerı
olan sıdıkalar..

dayagı yer
hastahanelık olur..
orda ıyılesınce yenıden...... dayaga hazır sekılde kocalarına teslım edılırler..

Kulagımda
gorevlı memurun
kocanın koluna gir kocanın koluna gir emri..
Bi de..

tek bı kare kaldı..

sıdıkanın geçen senekı serçe kuşu celımsız vücuduna bakarken...

kocasının yanında...
karlı bı yolda yuruyen
yedıgı dayaktan başı sarılı ,ayagı aksayan çelimsiz sıdıka..
3 tane mınık yavru ve bı koca kaldı aklımda gordugum fotograftan..
Ve..
bı de caresızlık..

Bu ülkede ve dünyada Sıdıkalar hep bunu yaşayacak .Bır yerlerde bu hep normal sayılacak.. Kocandır yapar.. Kol kırıldı yen ıcınde kalsın denecek..
Sıdıkalara
bazılarının içi yanacak caresızce.

Ya çocuklara???

O cânım cocuklara...
Onlara ne olacak?..
bu vahsetın ıcınde buyurken onlara ne olacak...

Ne!!

25 yorum:

Biraz dedi ki...

Insani isyan ettirecek boyutta kabaliklar var toplumumuzda,o koluna gIr koluna gir diye bagiran adam da aksama gidip karisini dovuyor belki, hani on yargili olmak istemem ama o kadar insanlik disi bir adamin "koluna gir" diyebilmek icin o adam gibi benzer dusunebilmek gerekir. Cunku baska turlu olamaz gibime geliyor, mide bulandirici.

Cocuklar ise inanilmaz hirpalaniyorlar. Bizim hastanede (bir yazimda da yazmistim) erken dogumla gelen bebeklerimiz icin yogun bakim unitelerimiz var, ve her bebek ve annesi icin yogun bakimda ozel odalari var onlara ait. Topluca bebelerin bulundugu bir yogun bakim degil, 80 bebek ve 80 ayri oda. O bebeklerden kimi 500gr (besyuz) agirliginda...Hayata tum masumiyetiyle gelen insanciklar bunlar, hayata tutunmaya calisiyorlar.

Diger yandan bu ornegini verdigin garabetler var, bunlar ise saglikli dogan cocuklarini da sagliksiz hale getiriyorlar. Bu adamlarin da tedavi altina alinmasi gerekiyor. Kendine hayri olmayan bu insanlar topluma da dusman ve zararli bireyleri yetistiriyorlar. Masumlari kirletiyorlar.
Iyi seyler var bizde de ama o kadar az ki...yoruyor insani artik o iyilikleri bulabilmek cabasi!

öykü dedi ki...

BİRAZ aynı oyle
bılıyor mnusun

sadece benım mutlu emnıyette
karnı tok olmam bana yetmıyor

ve ben bu dunyada gercekten mutlu olamıycam bılıyrum

ıcım kaldırmıyor butun bu olan bıtenı cunku

guguk kuşu dedi ki...

insanlık iğrençliğini kusuyor

Ayşe ^ dedi ki...

'İnsanlığın üstünde iptal yazıyor' !

neşe dedi ki...

Ne desek ne söylesek boş.Sıdıkalar hep dayak yiyecek,Sıdıkanın kocası gibi mahluklar da bu ülkede"Ben erkeğim" diye gezecek..
Hasta kişilikli insanlar.Dayağı erkeklikle özdeşleştirmişler.Allah Sıdıkadan beter etsin onu...
Haberi duyar duymaz "o adamı alacaksın eline top gibi bir o duvar bir öteki duvara yapıştıracaksın" dedim....
Şiddete ne kadar karşı olsam da zaman zaman karşındakinin dilinden konuşmak gerekiyor...

sihirli eller dedi ki...

Biz haberleri seyretmiyoruz.Bu dr ve bizim verdiğimiz bir karar.Aslında kaçış.ama eşimin üzülmesini istemiyorum.O yüzden hiç haber seyretmiyoruz.
ntv'den alt yazıları okuyorum.
Sıdıka'dan hiç haberim yok .ama Bu Ülkede o kadar çok Sıdıka varki Habersiz olmak mümkün değil..O koca kadıncağız iyileşse tekrar aynı şeyi yapacak.Cezalar caydırıcı olmalıki Sıdıka değil kocası kafası önüne eğik yürümeli.
Umarım Sıdıka iyileşir ve 3 çocuk yanlız kalmaz.

Adsız dedi ki...

Öykü,

Bir acı bu kadar mı yürekten hissedilir ve yine bu kadar mı yürekten dillendirilir. Nasıl hissederek yazmışsın.

Yıllardır Sıdıka ve onun gibileri, hep gazetelerde üçüncü sayfalarda okuduk, sonra unuttuk gitti.
Töre cinayetlerinde, koca vahşetlerinde ölüp gidenler mezar taşında isim oldular, sözüm ona ‘kadına yönelik şiddet’ araştırmaların da birer rakam olarak kaldılar, hiç yaşamamış gibi.

Başına ne gelirse gelsin, hak ettiği düşünüldü, öyleye kocası burnunu kestiyse çok büyük suç işlemişti, polis mi koruyacaktı çeksin di cezasını, eşine verildi çünkü eşi sahibiydi. Bu defa da polise gittiği için daha çok dayak yedi.

O kadar çoklar ki; daha on altısında babam beni dövüyor diye polise sığınan sonra teslim edilen kız çocuğu babası ve dedesi tarafından diri diri evlerinin bahçesine gömüldü,

Radyoda müzik kanalında şarkı istedi diye, abisi tarafından öldürüldü,

Tecavüze uğradı, yine o suçlu oldu erkek elini kolunu sallaya sallaya gezdi o töre cinayetinde öldü, bir çukura gömüldü. Hem de kardeş, baba dediği kişi tarafından.


Öykü o kadar çoklar ki aslında, ama sabah sabah bu yürek kaldırmayacak daha fazlasını. Unuttuklarımız, bilmediklerimiz, koruyamadıklarımız, eğitemediklerimiz, sen cansın, bu hayat senin diye öğretemediklerimiz, yaşatamadıklarımız afetsin bizi.

Serap

öykü dedi ki...

serap

sıdıka yı haberlerde gorur gormez hıssettıklerımı satırlarıma doktum
,
bı kare o karlı buzlu yolda

kocanın koluna gır sesını duydum memurun,sıdıkayı gordum

,sonra sıdıkanın ela gozlu guzel cocuklarını


ve ıcım oylesıne doldu kı

o kadar ısyan doluydum kı


devlet bızım ıcın degıl mıdır
devlet zorda kalan vatandası ıcın degılmıdır

cıkıp ta ne kaymakamı ne valısı
tek laf edemedı sıdıka ıcın

cocukları ıcın

ve hatta devlet elşıyle sıdıka bu hale getırıldı

canavara teslım ederek

ınan bana ıcım aglıyor

zühra dedi ki...

Öykü cüm o çocuklara ne mi olacak, bir kere asla sağlıklı ruh halleri olmayacak. Şiddet, dayak, yalan hayatlarında olağan şeyler olacak. Kız çocuk kocadan dayak yenebilir, kocadan korkulur, kocaya itaat şart, mantığıyla büyüyecek; yada erkeklerden nefret edecek ve onlardan intikam almak için çalışacak. Erkek çocuklar ise baba modelini örnek alıp kadına şiddet uygulayıp hertürlü kötülüğü yapacak.Yada aşırı bir çekinik, pasif, içe dönük bireyler olacak.
Her ne olursa olsunlar içlerinde sağlıklı anne baba modeli kalacak.
Umarım bu çocuklar sahip çıkılır ve sağlıklı bireyler olması için olanak sağlanır.

Sıdıka iyileşse de ne kadar sağlıklı olur bu hayatta, o da ayrı bir konu...

öykü dedi ki...

zühracım

bundan bı sure once Turkıye nın gundemınde
12 yasındakı 8 yaasındakı cocuklar
2 yasındakı cocuga tecavuz ettı oldurdu haberlerı vardı


sımdı soruyorum

bu sartlarda sıdıka ve cocuklartı sartlarında buyuyen cocuklardfan ne beklenebılır..

neler gelebılır hayatlarında baslarına neler olmaz..


sonuc olarak

duzeltdılmedıkce hatalar
goz gore gore yasanmaya devam edıldıkce


bu acılar cok yasanır

SIDIKALAR
SIDIKLARIN COCUKLARI COK

HARCANIR.

Adsız dedi ki...

Öykü,

Onlarda nasıl bir zihniyet var biliyor musun, karı-koca arasına girilmez, babasıdır, abisidir terbiye için dövebilir karışılmaz. Mevkileri ne olursa olsun, vali-kaymakam-polis önce bu zihniyet değişmeli.

Kadın bizim toplumda, kendi kendini koruyamaz namusuna, kendine sahip çıkamaz.
Mutlaka babası, abisi, erkek kardeşi, amcası, amcasının oğlu bunlarda yoksa komşusu tarafından mahallenin namusunu koruma adına korunur güya, hatta öğretmeni tarafından bile namus adına korunur (okulda erkek arkadaşı var diye babasına şikayet edilen ve sonra korkudan intihar eden kız öğrenci gibi) ama bir tek devlet tarafından korunmaz.

Serap

öykü dedi ki...

VE ISIN EN kotu ve acı sonucu ne bılıyor musun Serap

Butun bunlar bılınmesıne rgmnen degıl ıyılestırmek

daha da dıbe dogru bı gıdıs var

bugungazetede bı haber var

gazze de hamas parkta erkek arkadası ıle oturan kızla erkege evlılık cuzdanı soruyor eger yoksa,,
evlı olmayan ıkı kısı cafede oturmaz dıye onları hapse atabılıyor..
ve benzerı bı suru sey daha

sırada ne var acaba

bunlar mı ?

Adsız dedi ki...

Öykü,

bu yazı çok güzel denk geldi, paylaşmak istedim.

Gila BENMAYOR'un bugün kü yazısı

..........EVDE EVLİLİĞİ BEKLİYOR

Candaş “Hangi konuya bakarsanız bakın en kötüsü kadınların durumu” diyor.

Hep yazdığım gibi, “kadın istihdamı” bu konulardan biri.
Candaş “Kadın istihdamında 60 yıl önce Finlandiya ile eşittik. Şimdi Suudi Arabistan’dan geriyiz” diyor.
Tespitlerine göre, Türkiye’de 15 -19 yaşlarındaki genç kızların yarısı ne istihdamda, ne eğitimde.

Evde oturup evlenmeyi bekliyorlar.

Sosyal güvenlik kapsamında olmayan kadınlar oranı Güneydoğu Anadolu’da yüzde 87’lerde.

Ücret eşitsizliği derseniz Türkiye yine rekor kırıyor.

Bir de madalyonun diğer yüzünde erken evlenme, aile şiddeti gibi şeyler var.



KULAĞINI KESTİ YETMEDİ

Devlet kocasından dayak yiyen kadını koruyamıyor.


En son Van’daki Sıdıka Platin olayına bakın.


Geçen yıl kocası genç kadını feci dövmüş.


Hızını alamayıp kulağını kesmiş.


Devlet önce koruma atına alıp, Sıdıka Platin’i tekrar kocasına teslim etmiş.


Netice?


Sıdıka Platin birkaç gün önce yeniden kocası tarafından dövülüyor.


Şimdi beynindeki ödem nedeniyle komada.


Van’daki kadın dernekleri dayakçı koca hastaneyi basmasın diye hastane kapısında nöbette.


Şu satırları yazdığım anda kim bilir Türkiye’nin kaç evinde kadınlar koca dayağı yiyordur?


Kendisine bile faydası olmayan kadını “Kürt açılım” sürecine nasıl dahil edeceksiniz?

Önce kadınları güçlendirin.

diye bitiyor yazı.

Son iki satır çok güzel cevap olmuş anlayana.

Serap

öykü dedi ki...

Cok dogru bı tespıt

bence de acılım vs den once

toplumuna sahıp cıkan
ornegın sıdıkaları bıle bıle ıskenceye olume gondermeyen sorumlu anlayısların hayatımıza bı an once gecmesı dılegımdır.

nehircce dedi ki...

Canım, Sıdıkadan habersizdim,yani bu Sıdıka dan...Şuan içimdeki acının boğazımdaki yumrunun tarifi yok sanırım..Ve o adam ve onun gibileri böyle karşıma geçseler değil bir kaşık suda bir damla suda boğabilirim.Sadece bizim ülkemizde değil ki böyle caniler dünyanın bir çok ülkesinde maalesef var erkek egemenliği mi yoksa cahilegemenliği mi demeliyim bilmiyorum..Ama çok utanıyorum bu halimizden.Ayrıca bence,her anne evladını insan gibi yetiştirmeli annelere çok iş düşüyor sanki,sosyal ortamda çok önemli ama aile içi eğitim şart bu konuda...Buraya taşıdığın için bu konuyu ayrıca çok tşk.ederim sana. sevgiler.

öykü dedi ki...

nehırcım keske paylasımlarımızd boylesı konular hıc olmsaydı
bırılerı yasamas

bız de hıc konusmasaydık..
cok cok uzgunum

Adsız dedi ki...

Öykü,
Fatih Çekirge'nin bugün kü yazısı çok güzel yazmış.
Bunu da yayınlarsan sevinirim.

Serap


‘Adam beni tehdit ediyor kimse korumayacak mı?’
HAMİDE anlatırken ben sinirden ölüyorum:

“Ben anlamadım adam nasıl aranıyor? Beni üç kez telefonla tehdit etti.”

Hamide konuştukça içimde sıradağlar yıkılıyor:

“Geçen yıl kızın yüzünü delik deşik etti. Mahkeme evden uzaklaştırma cezası verdi. Sonra mahkemeye gitti. Karar çıkardı tekrar aldı kızı... Bu defa da dayaktan beyin ödemi oldu kız...”

Hamide bir “meçhul kadın anıtıdır”... (Meçhul Kadınlar Anıtı yazısını cumartesi yazmıştım.)

Dayak yiyen, tecavüze uğrayan, intihara sürüklenen küçük gelinler için savaşan bir anıt... Van’ın Saray’ında kadın derneğini yönetir...

Oradaki aşiret ve erkek düzeninin ortaçağına karşı sessiz ve güncel bir maceradır Hamide...

Siyasetçilerin oy avcılığı için aşiret sandıklarına köle olduğu yerde yaşar...

Hamide anlatırken benim içimden kapkara bulutlar geçiyor. Şakaklarıma yıldırımlar düşüyor.

“Abi kız öyle dayak yemiş ki; konuşacak durumda değil. Sosyal hizmetler sorumlusu bunu mahkemeye söyledi. Ama yine sığınma evinden alıp verdiler kızı. Biz devletin yetkilisiyle eve kontrole gittik. Adam bizi kovdu, ağır küfürler etti.”

- Peki sonra ne oldu? Sosyal hizmetler valiliğe bağlı değil mi? Jandarma, savcı, polis?

- Ne olacak? Sosyal hizmetler yetkilisi, can güvenliğimiz yok diye rapor yazdı...

Burada durdum... Bu sözde tıkandım... Kilitlendim kaldım..

Devletin atadığı sosyal hizmetler yetkilisi, “Can güvenliğim yok” diye rapor yazıyor.

Ve hiçbir şey olmuyor... Adam hâlâ sokakta geziyor. Hamide’yi ve kız kardeşini tehdit ediyor...

Peki Ankara’da ne oluyor?

Sınıra özel hudut birliğini tartışıyoruz. Yahu kardeşim; yalnızca sınıra özel birlik göndermekle olmaz. Sınırlarının içinde yaşanan bu sınırsız vahşeti görmeden olmaz... Günlerdir, yazıyorum, “Yalnız silahla çözemezsiniz” diyorum. İşte bunun için...

Hamide’yi dinlemeden çözemezsiniz... Sosyal hizmetler yetkilisinin raporunu okumadan anlayamazsınız.

DİĞER KADINLAR DA KORKTULAR

Hamide’nin sesi bir kırbaç gibi şaklıyor içimde:

“Fatih Abi, kız olmayacak cesareti gösterip mahkemeye gitmiş. Davacı olmuş. Onun arkasından başka kadınlar da dayak yedikleri için davacı oldular. Ama mahkeme tekrar kızı verince hepsi korktu. Diğer kadınlar da davalarını çektiler.”

- Peki ne oluyor şimdi?

- Artık burada hiçbir kadın, savcıya, polise gidemez. Kendi içlerinde çözüyorlar...

Ne demek kendi içlerinde çözüyorlar?

Şimdi bu cevaba dikkat!!!

İnsansız uçak peşinde koşanlar... Milyarlarca dolara okyanus geçen denizaltı alanlar. 3 milyar dolara Awacs sipariş edenler. Süper Kobra diye tutturanlar...

Kendi içlerinde çözüm nedir biliyor musunuz?..

Adalete sığınmak yerine kendi içlerinde çözmek ne anlama geliyor biliyor musunuz?

Ey Ankara; protokol masaları, siyah Mercedes’ler ve ağır kapılarla koridorlardan ibaret olan Ankara...

Kırmızı ve mavi dosyaların takım elbiseli çözümlerinde boğulan Ankara...

Bir defa bile Milli Güvenlik Kurulu toplantısına almadığınız bu acıların kendi içlerindeki çözümü nedir biliyor musun?

- Dayak ve intihar arasına gerilmiş hayatlardır o çözüm...

Acıdır. İntihardır. Geceleri yorganın altında gizli gizli ağlamaktır...

Bir sabah gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğunuz şu küçük haberdir: “15 yaşındaki A.Ç.’nin dramı intiharla bitti...”

Biz bu haberleri okuyunca ağlıyoruz olmuyor. Çığlık çığlığa isyan ediyoruz olmuyor...

Ama yine de Hamide’ye dedim ki:

“Sen bir kahramansın... Sakın korkma.. Mücadeleyi bırakma. Al bu da benim cep telefonum... İstediğin zaman ara. Ben inanıyorum; bu ülkede kalbi nasır bağlamamış, ruhu çürümemiş milyonlarca duyarlı insan var...”

Hastanede bilinci kapalı yatan o kız da artık hepimizin kızıdır...

NOT: Van Valisi’ni tanırım. Duyarlı bir insandır. Mutlaka gereğini yapacaktır... Kızı o hale sokan o yaratık yakalanacaktır...

Adsız dedi ki...

Öykü,
Fatih Çekirge'nin bugün kü yazısı çok güzel yazmış.
Bunu da yayınlarsan sevinirim.

Serap


‘Adam beni tehdit ediyor kimse korumayacak mı?’
HAMİDE anlatırken ben sinirden ölüyorum:

“Ben anlamadım adam nasıl aranıyor? Beni üç kez telefonla tehdit etti.”

Hamide konuştukça içimde sıradağlar yıkılıyor:

“Geçen yıl kızın yüzünü delik deşik etti. Mahkeme evden uzaklaştırma cezası verdi. Sonra mahkemeye gitti. Karar çıkardı tekrar aldı kızı... Bu defa da dayaktan beyin ödemi oldu kız...”

Hamide bir “meçhul kadın anıtıdır”... (Meçhul Kadınlar Anıtı yazısını cumartesi yazmıştım.)

Dayak yiyen, tecavüze uğrayan, intihara sürüklenen küçük gelinler için savaşan bir anıt... Van’ın Saray’ında kadın derneğini yönetir...

Oradaki aşiret ve erkek düzeninin ortaçağına karşı sessiz ve güncel bir maceradır Hamide...

Siyasetçilerin oy avcılığı için aşiret sandıklarına köle olduğu yerde yaşar...

Hamide anlatırken benim içimden kapkara bulutlar geçiyor. Şakaklarıma yıldırımlar düşüyor.

“Abi kız öyle dayak yemiş ki; konuşacak durumda değil. Sosyal hizmetler sorumlusu bunu mahkemeye söyledi. Ama yine sığınma evinden alıp verdiler kızı. Biz devletin yetkilisiyle eve kontrole gittik. Adam bizi kovdu, ağır küfürler etti.”

- Peki sonra ne oldu? Sosyal hizmetler valiliğe bağlı değil mi? Jandarma, savcı, polis?

- Ne olacak? Sosyal hizmetler yetkilisi, can güvenliğimiz yok diye rapor yazdı...

Burada durdum... Bu sözde tıkandım... Kilitlendim kaldım..

Devletin atadığı sosyal hizmetler yetkilisi, “Can güvenliğim yok” diye rapor yazıyor.

Ve hiçbir şey olmuyor... Adam hâlâ sokakta geziyor. Hamide’yi ve kız kardeşini tehdit ediyor...

Peki Ankara’da ne oluyor?

Sınıra özel hudut birliğini tartışıyoruz. Yahu kardeşim; yalnızca sınıra özel birlik göndermekle olmaz. Sınırlarının içinde yaşanan bu sınırsız vahşeti görmeden olmaz... Günlerdir, yazıyorum, “Yalnız silahla çözemezsiniz” diyorum. İşte bunun için...

Hamide’yi dinlemeden çözemezsiniz... Sosyal hizmetler yetkilisinin raporunu okumadan anlayamazsınız.

DİĞER KADINLAR DA KORKTULAR

Hamide’nin sesi bir kırbaç gibi şaklıyor içimde:

“Fatih Abi, kız olmayacak cesareti gösterip mahkemeye gitmiş. Davacı olmuş. Onun arkasından başka kadınlar da dayak yedikleri için davacı oldular. Ama mahkeme tekrar kızı verince hepsi korktu. Diğer kadınlar da davalarını çektiler.”

- Peki ne oluyor şimdi?

- Artık burada hiçbir kadın, savcıya, polise gidemez. Kendi içlerinde çözüyorlar...

Ne demek kendi içlerinde çözüyorlar?

Şimdi bu cevaba dikkat!!!

İnsansız uçak peşinde koşanlar... Milyarlarca dolara okyanus geçen denizaltı alanlar. 3 milyar dolara Awacs sipariş edenler. Süper Kobra diye tutturanlar...

Kendi içlerinde çözüm nedir biliyor musunuz?..

Adalete sığınmak yerine kendi içlerinde çözmek ne anlama geliyor biliyor musunuz?

Ey Ankara; protokol masaları, siyah Mercedes’ler ve ağır kapılarla koridorlardan ibaret olan Ankara...

Kırmızı ve mavi dosyaların takım elbiseli çözümlerinde boğulan Ankara...

Bir defa bile Milli Güvenlik Kurulu toplantısına almadığınız bu acıların kendi içlerindeki çözümü nedir biliyor musun?

- Dayak ve intihar arasına gerilmiş hayatlardır o çözüm...

Acıdır. İntihardır. Geceleri yorganın altında gizli gizli ağlamaktır...

Bir sabah gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğunuz şu küçük haberdir: “15 yaşındaki A.Ç.’nin dramı intiharla bitti...”

Biz bu haberleri okuyunca ağlıyoruz olmuyor. Çığlık çığlığa isyan ediyoruz olmuyor...

Ama yine de Hamide’ye dedim ki:

“Sen bir kahramansın... Sakın korkma.. Mücadeleyi bırakma. Al bu da benim cep telefonum... İstediğin zaman ara. Ben inanıyorum; bu ülkede kalbi nasır bağlamamış, ruhu çürümemiş milyonlarca duyarlı insan var...”

Hastanede bilinci kapalı yatan o kız da artık hepimizin kızıdır...

NOT: Van Valisi’ni tanırım. Duyarlı bir insandır. Mutlaka gereğini yapacaktır... Kızı o hale sokan o yaratık yakalanacaktır...

Adsız dedi ki...

Öykü,
Fatih Çekirge'nin bugün kü yazısı çok güzel yazmış.
Bunu da yayınlarsan sevinirim.

Serap


‘Adam beni tehdit ediyor kimse korumayacak mı?’
HAMİDE anlatırken ben sinirden ölüyorum:

“Ben anlamadım adam nasıl aranıyor? Beni üç kez telefonla tehdit etti.”

Hamide konuştukça içimde sıradağlar yıkılıyor:

“Geçen yıl kızın yüzünü delik deşik etti. Mahkeme evden uzaklaştırma cezası verdi. Sonra mahkemeye gitti. Karar çıkardı tekrar aldı kızı... Bu defa da dayaktan beyin ödemi oldu kız...”

Hamide bir “meçhul kadın anıtıdır”... (Meçhul Kadınlar Anıtı yazısını cumartesi yazmıştım.)

Dayak yiyen, tecavüze uğrayan, intihara sürüklenen küçük gelinler için savaşan bir anıt... Van’ın Saray’ında kadın derneğini yönetir...

Oradaki aşiret ve erkek düzeninin ortaçağına karşı sessiz ve güncel bir maceradır Hamide...

Siyasetçilerin oy avcılığı için aşiret sandıklarına köle olduğu yerde yaşar...

Hamide anlatırken benim içimden kapkara bulutlar geçiyor. Şakaklarıma yıldırımlar düşüyor.

“Abi kız öyle dayak yemiş ki; konuşacak durumda değil. Sosyal hizmetler sorumlusu bunu mahkemeye söyledi. Ama yine sığınma evinden alıp verdiler kızı. Biz devletin yetkilisiyle eve kontrole gittik. Adam bizi kovdu, ağır küfürler etti.”

- Peki sonra ne oldu? Sosyal hizmetler valiliğe bağlı değil mi? Jandarma, savcı, polis?

- Ne olacak? Sosyal hizmetler yetkilisi, can güvenliğimiz yok diye rapor yazdı...

Burada durdum... Bu sözde tıkandım... Kilitlendim kaldım..

Devletin atadığı sosyal hizmetler yetkilisi, “Can güvenliğim yok” diye rapor yazıyor.

Ve hiçbir şey olmuyor... Adam hâlâ sokakta geziyor. Hamide’yi ve kız kardeşini tehdit ediyor...

Peki Ankara’da ne oluyor?

Sınıra özel hudut birliğini tartışıyoruz. Yahu kardeşim; yalnızca sınıra özel birlik göndermekle olmaz. Sınırlarının içinde yaşanan bu sınırsız vahşeti görmeden olmaz... Günlerdir, yazıyorum, “Yalnız silahla çözemezsiniz” diyorum. İşte bunun için...

Hamide’yi dinlemeden çözemezsiniz... Sosyal hizmetler yetkilisinin raporunu okumadan anlayamazsınız.

DİĞER KADINLAR DA KORKTULAR

Hamide’nin sesi bir kırbaç gibi şaklıyor içimde:

“Fatih Abi, kız olmayacak cesareti gösterip mahkemeye gitmiş. Davacı olmuş. Onun arkasından başka kadınlar da dayak yedikleri için davacı oldular. Ama mahkeme tekrar kızı verince hepsi korktu. Diğer kadınlar da davalarını çektiler.”

- Peki ne oluyor şimdi?

- Artık burada hiçbir kadın, savcıya, polise gidemez. Kendi içlerinde çözüyorlar...

Ne demek kendi içlerinde çözüyorlar?

Şimdi bu cevaba dikkat!!!

İnsansız uçak peşinde koşanlar... Milyarlarca dolara okyanus geçen denizaltı alanlar. 3 milyar dolara Awacs sipariş edenler. Süper Kobra diye tutturanlar...

Kendi içlerinde çözüm nedir biliyor musunuz?..

Adalete sığınmak yerine kendi içlerinde çözmek ne anlama geliyor biliyor musunuz?

Ey Ankara; protokol masaları, siyah Mercedes’ler ve ağır kapılarla koridorlardan ibaret olan Ankara...

Kırmızı ve mavi dosyaların takım elbiseli çözümlerinde boğulan Ankara...

Bir defa bile Milli Güvenlik Kurulu toplantısına almadığınız bu acıların kendi içlerindeki çözümü nedir biliyor musun?

- Dayak ve intihar arasına gerilmiş hayatlardır o çözüm...

Acıdır. İntihardır. Geceleri yorganın altında gizli gizli ağlamaktır...

Bir sabah gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğunuz şu küçük haberdir: “15 yaşındaki A.Ç.’nin dramı intiharla bitti...”

Biz bu haberleri okuyunca ağlıyoruz olmuyor. Çığlık çığlığa isyan ediyoruz olmuyor...

Ama yine de Hamide’ye dedim ki:

“Sen bir kahramansın... Sakın korkma.. Mücadeleyi bırakma. Al bu da benim cep telefonum... İstediğin zaman ara. Ben inanıyorum; bu ülkede kalbi nasır bağlamamış, ruhu çürümemiş milyonlarca duyarlı insan var...”

Hastanede bilinci kapalı yatan o kız da artık hepimizin kızıdır...

NOT: Van Valisi’ni tanırım. Duyarlı bir insandır. Mutlaka gereğini yapacaktır... Kızı o hale sokan o yaratık yakalanacaktır...

Adsız dedi ki...

Öykü,
Fatih Çekirge'nin bugün kü yazısı çok güzel yazmış.
Bunu da yayınlarsan sevinirim.

Serap


‘Adam beni tehdit ediyor kimse korumayacak mı?’
HAMİDE anlatırken ben sinirden ölüyorum:

“Ben anlamadım adam nasıl aranıyor? Beni üç kez telefonla tehdit etti.”

Hamide konuştukça içimde sıradağlar yıkılıyor:

“Geçen yıl kızın yüzünü delik deşik etti. Mahkeme evden uzaklaştırma cezası verdi. Sonra mahkemeye gitti. Karar çıkardı tekrar aldı kızı... Bu defa da dayaktan beyin ödemi oldu kız...”

Hamide bir “meçhul kadın anıtıdır”... (Meçhul Kadınlar Anıtı yazısını cumartesi yazmıştım.)

Dayak yiyen, tecavüze uğrayan, intihara sürüklenen küçük gelinler için savaşan bir anıt... Van’ın Saray’ında kadın derneğini yönetir...

Oradaki aşiret ve erkek düzeninin ortaçağına karşı sessiz ve güncel bir maceradır Hamide...

Siyasetçilerin oy avcılığı için aşiret sandıklarına köle olduğu yerde yaşar...

Hamide anlatırken benim içimden kapkara bulutlar geçiyor. Şakaklarıma yıldırımlar düşüyor.

“Abi kız öyle dayak yemiş ki; konuşacak durumda değil. Sosyal hizmetler sorumlusu bunu mahkemeye söyledi. Ama yine sığınma evinden alıp verdiler kızı. Biz devletin yetkilisiyle eve kontrole gittik. Adam bizi kovdu, ağır küfürler etti.”

- Peki sonra ne oldu? Sosyal hizmetler valiliğe bağlı değil mi? Jandarma, savcı, polis?

- Ne olacak? Sosyal hizmetler yetkilisi, can güvenliğimiz yok diye rapor yazdı...

Burada durdum... Bu sözde tıkandım... Kilitlendim kaldım..

Devletin atadığı sosyal hizmetler yetkilisi, “Can güvenliğim yok” diye rapor yazıyor.

Ve hiçbir şey olmuyor... Adam hâlâ sokakta geziyor. Hamide’yi ve kız kardeşini tehdit ediyor...

Peki Ankara’da ne oluyor?

Sınıra özel hudut birliğini tartışıyoruz. Yahu kardeşim; yalnızca sınıra özel birlik göndermekle olmaz. Sınırlarının içinde yaşanan bu sınırsız vahşeti görmeden olmaz... Günlerdir, yazıyorum, “Yalnız silahla çözemezsiniz” diyorum. İşte bunun için...

Hamide’yi dinlemeden çözemezsiniz... Sosyal hizmetler yetkilisinin raporunu okumadan anlayamazsınız.

DİĞER KADINLAR DA KORKTULAR

Hamide’nin sesi bir kırbaç gibi şaklıyor içimde:

“Fatih Abi, kız olmayacak cesareti gösterip mahkemeye gitmiş. Davacı olmuş. Onun arkasından başka kadınlar da dayak yedikleri için davacı oldular. Ama mahkeme tekrar kızı verince hepsi korktu. Diğer kadınlar da davalarını çektiler.”

- Peki ne oluyor şimdi?

- Artık burada hiçbir kadın, savcıya, polise gidemez. Kendi içlerinde çözüyorlar...

Ne demek kendi içlerinde çözüyorlar?

Şimdi bu cevaba dikkat!!!

İnsansız uçak peşinde koşanlar... Milyarlarca dolara okyanus geçen denizaltı alanlar. 3 milyar dolara Awacs sipariş edenler. Süper Kobra diye tutturanlar...

Kendi içlerinde çözüm nedir biliyor musunuz?..

Adalete sığınmak yerine kendi içlerinde çözmek ne anlama geliyor biliyor musunuz?

Ey Ankara; protokol masaları, siyah Mercedes’ler ve ağır kapılarla koridorlardan ibaret olan Ankara...

Kırmızı ve mavi dosyaların takım elbiseli çözümlerinde boğulan Ankara...

Bir defa bile Milli Güvenlik Kurulu toplantısına almadığınız bu acıların kendi içlerindeki çözümü nedir biliyor musun?

- Dayak ve intihar arasına gerilmiş hayatlardır o çözüm...

Acıdır. İntihardır. Geceleri yorganın altında gizli gizli ağlamaktır...

Bir sabah gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğunuz şu küçük haberdir: “15 yaşındaki A.Ç.’nin dramı intiharla bitti...”

Biz bu haberleri okuyunca ağlıyoruz olmuyor. Çığlık çığlığa isyan ediyoruz olmuyor...

Ama yine de Hamide’ye dedim ki:

“Sen bir kahramansın... Sakın korkma.. Mücadeleyi bırakma. Al bu da benim cep telefonum... İstediğin zaman ara. Ben inanıyorum; bu ülkede kalbi nasır bağlamamış, ruhu çürümemiş milyonlarca duyarlı insan var...”

Hastanede bilinci kapalı yatan o kız da artık hepimizin kızıdır...

NOT: Van Valisi’ni tanırım. Duyarlı bir insandır. Mutlaka gereğini yapacaktır... Kızı o hale sokan o yaratık yakalanacaktır...

Begonvilli Ev dedi ki...

Dövülen, emeği ve kadınlığı sömürülen, sırf ana olduğu için her eziyete katlanmak zorunda kalan Sıdıkalar öyle çok ki..Tüm bunları kendi ana babası bile olağan karşılıyorsa (muhtemelen onlar da aynı ortamların insanları)bu sorunlar kangrenleşmiş demektir. Ülkemizde kırsal kesimde pek çok çocuk kadın önce kaçırılıp tecavüze uğruyor, sonra da tecavüzcüsü ile evlendiriliyor. Böylece namusu kurtuluyor. Tecavüze uğrayan tecavüzcüsüne,dayak yiyen kadın hiç bir güvence altına alınmadan dayakçısına teslim ediliyor.Böyle büyük bir haksızlık olabilir mi. İşte Sıdıka ve onun durumundaki pek çok kadın ta baştan kaybediyor. Böyle insani konularda kadın erkek yaklaşımı farklı olmamalı elbette ama kadın bakanların çok daha etkili çalışmalara girişip sözde değil özde haklarımızı misyon edinmeleri gerekmez mi? Olayların mağdurları çok iyi korunup failler hak ettiği cezaları almaları bir yana hiç yaşanmaması için çok sıkı yasal önlemler baştan alınamaz mı?

öykü dedi ki...

serapcım cok guzel yazmıs fatıh cekırge

duyurdugun ıcın cok tsk edıyorum

öykü dedi ki...

sevgılı begonvıllı ev alınır onlemler alınmasına


ama sanırım bı deyım var sanat ıcın sanat mı halk ıcın sanat mı dıye



baglantı kuruyorum

halk ıcın devlet..

magdurun yanında devlet
onlemlerını bastan alan
buna ragmen sorun yasanırsa magdurunu koruyan devlet
egıten ogreten devlet

bunu gordugumuzde bu olabıldıgınde sanırım

bunlar yasanmaycak

Nida Ersin dedi ki...

Mavişim! Bugün izmir çıkışlı Almanyaya üçüyorum imkanlarım elverdiği müddetçe bloguna ulaşmaya çalışacağım.Bu arada meraklarını gidemeyi de becerebilecekmiyim bilemiyorum.Doğrudan sana yazmak istiyordum ama web.adresin kapalı!!

Gözlerinden öpüyorum seni Mut ile ka ...by by

öykü dedi ki...

Nıdacım
hayırlısıyla evıne varmıs olmalısısn
senden haberler beklıyoırum vardım ıyıyım dıye haber verırsen sevınırım buraya ulasamazsan maıl adresım de var

ynidenbaslamak@hotmail.com

ıyılık haberlerıını beklıyorum sevgılerımle