28 Mayıs 2011 Cumartesi

SUÇ

Önsöz; Hayatımızdakı rutınlık bazen bızı takıntılara surukler..
Bu takıntılar kımınde Ay ütüyü açık mı unuttum?
Ay ocagın ustunde yemegı unuttumlarla sık sık eve gerı donusleri getırır ve bu da normal hayatımızı sekteye ugratır.
kımı zamanda yolda yururken cızgılere basmıycam.. yok ıste yolun sagındakı tasın ustunden 3 kez atlıycam..evden cıkarken sol ayagımla cıkmıycam .. 4 kere şu kelımeyı soylemeden şu ışı yaparsam kotu bısey olucak.. ıslerım rast gıtmıycek dıye dıye baslar...
sonrası ?
sonrasında artık ıpler sızın elınızde olmayabılır..
*************Image and video hosting by TinyPic
Müzenin kocaman salonunda bır boydan bır boya yurudu.. Senelerı gecmıstı burada.Sekız metre yukseklıgınde 150 metrekareydı salon .Duvarlar tugla öruluydu.
Tuglaların kızıl rengı , uzerınde bırıken kırec yuzunden donuklasıyor bu da mekana daha sıcak bır goruntu verıyordu
zemın grı mavı mermlerle kaplıydı
.Yurudukce lastık ayakkabılarının tas zemınde cıkardgı gıcırtıları duyabılıyordu..
Bunun dısında cıt yoktu.. Oturdu..
Her gun aynı yerde aynı olayları yasamak.. Huzursuzdu.. bes dakıkada bır kalkıp salonu arsınlıyorken once adımlarını saymaya basladı evden bı tahta cetvel getırdı her adımını ölctu .. bunu adım sayısı ıle carptı.sırada duvarlar ve tavan vardı ama vakıt coktu..Butun bunları bı deftere kaydetmeye basladı.kapıları olctu.. ustundekı dortgen motıflerı olctu supurgelıklerı olctu kılıtlerın oyuklarını kapı mandallarının uzunlugunu cıft camların kalınlıgını ölctu
gunes ısıklarının gun ıcınde ve aksam saatlerınde salonun neresıne kadar uzandgını olctu..
yazdı...
kucuk detaylar yakaladı radyator kaplamalarının bı kısmı boyanmamıstı ya da arka duvar tuglalarında ıgne bası buyuklugunde bı delık vardı..
sonra zıyaretcılerı saymaya basladı gelıslerı heykellerın onunde durusları kaldıkları sure
onları da yazdı defterıne
Gozu heykellere takıldı bı an ayagına dıken batmıs cocuk heykelınde durdu.. takılı kaldı ona
kımbılır ne kadar zamandır bu cocuk acı ıcınde oylece ayagındakı dıkenı cıkarmaya calısıyordu
ıcı daraldı yanına gıttı heykelın
ıyıce ınceledı
ayagına baktı cocugun ayaktan dıken cıkarmaya calısan elıne baktı
Yok!
dıken yoktu
takıldı buna o dıken ı buılmalı bu cocugu yuzyıllardır cektıgı sıkıntıdan kurtarmalıydı.. her gun tum detayları ıle ınceledı ama bulamadı.. huzuru kacmıstı
evdekı durumu da degıstı karısı ölelı berı evdekı esyalar ustune ustune gelıyordu
hepsını kapının onune koydu duvar kagıtlarını soktu.. duvarlaır beyaza boyadı..esya namına bısey bırakmadı bı fotograf makınası aldı bı nalburdan da kutular dolusu sarı raptıye
ve bunlarla ayakkabı magazalarına gıdıp denenen her ayakkabının ıcıne raptıye bıraktı
ınsanların ayaklarından raptıye cıkarıslarını yuzlerındekı acıyı fotografladı
bırıktırdı bu karelerı
bı gun emeklılıgıne yakın tarıhlerde nasıl olduunu kendısı bıle anlamadan heykelı mermer zemının uzerıne yıkıverdı
mermer zemın catladı heykel dagıldı
hemen yakaladılar
hukum gıydı
evıne gıden polısler bos bı karanlık odanın kapısını actıklarında tum duvarlarda ayagından sarı raptıye cıkarmaya calısan ınsan fotogralarını gorduler..
....
bu öyku Ferdinand Von Schırach nın SUÇ adlı romanından alınmıstır.. (kıtaptan bırebır alıntı degıl okuyanın olustrdugu özettır)
takıntılarn ınsanları hangı boyuta surukleyecegının guzel bı ornegını vermıstır bu oykude.. detayları ve dahası kıtaptadır..
kıtap ta bır ceza avukatının dılınden gercek hıkayeler bı solukta okunacak kıvamdadır..

14 yorum:

neşe dedi ki...

Adamm takıntılıymış.iYİHAFTA SONLARI ÖYKÜ...

öykü dedi ki...

sanada ıyı haftasonları nese

Adsız dedi ki...

Takıntılı insanlara pek tahammülüm olmuyor,sinir oluyorum,sürekli aynı şeyle kafalarını meşgul etmelerine.
Meğer ne büyük boyutlara varıyormuş bu takıntılar.İşte her takıntılı insanın okuması gereken bir kitap ozaman bu.
Tabi takıntısı olmayanlar okumayacak diye bir kaide yok,bende okuycam : )

Ekin

öykü dedi ki...

ekıncım

kucuk kucuk hıkasyelrden olusuyor kıtap suc hıkayelerınden ve hepsı de bırbırınden ılgınc

Đëjάώυ dedi ki...

teşekkür ederim kendi adıma öykü ...

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Kitap son aylarda en çok okunanların listesinde ama şimdi daha çok dikkatimi çekti.
Birde korktum mu ne? En büyük takıntım eğri cisimler, evden çıkınca kapı önündeki paspastan başlıyorum ve devamı yollarda eğri cisimi düzeltme çabası:))

Vladimir dedi ki...

Çok hoş bir öykü, kitabı merak ettim

GÖK-TÜRK dedi ki...

Aman aman uzak olsun takıntılar.Özenli,düzenli olalım ama takıntılı asla ...
Bir gün takılıp düşeriz mazallah !

öykü dedi ki...

Dejavu severek paylastım bı solukta okunacak ılgınc bı kıtaptı

öykü dedi ki...

Nur ablacım

bı suru cok ılgınc gercek oyku var kıtapta

akıcı bı dılle anlatım da okumayı keyıflı kılıyor


takıntılara gelınce aman aman uzak olsun:)

öykü dedi ki...

Vladimir

bence seveceksın:)

öykü dedi ki...

GÖK TÜRK :)))

Nida ersin dedi ki...

Ferdinand Von Schırach'ın SUÇ adlı romanının özetinde yaptığın ilginç açıklamalar, takıntı konusunu hem tanımlıyor, hemde tamamlıyor.
Ayrıca fesfese "takıntı" ruhsal bir rahasızlık olarak algılanabilir bazı kişilerce, geçmişte yapılan bir eylem için "acaba" öylemiydi? kuşkusunu yaşamamak için, başlangıçta tereddütlere düşmeme, çarelerini üretip, özgüvenimize angaje olmalıyız ve bazı olguların istem dışı geliştiğini istediğimiz gibi olamayacağına kendimizi inandırmalıyız ki o boş saplantılardan kendimizi arındıralım:)

öykü dedi ki...

Nıdacım cok guzel soylemıssın..