3 Kasım 2013 Pazar

Güneş Balçıkla sıvanmaz..

Konu ; Şafak Pavey
Meclıste  son yaptığı konuşma, bı cok   farklı ınsan   tarafından çarpıtılmaya
çalışılsa da  güneş balcıkla  sıvanmıyor..
 Gun gelecek  o çarpıtanlara ınananlar da  gerceklerın   farkına varacak
Er ya da gec..

Turban ın   meclıse gırmesı bı    zafer havasında kutlandı bazı ınsanlar tarafından
ve  adına  sonunda özgurluklerımıze kavuşturulduk dendı..
Özgürlük denen kavram sadece kendı dusuncelerınız ıcın mıdır??
Basklarının ozgurlugune bu derecede    kayıtsız kalabilmek
hangı özgürlük anlayışına sığar kı?
Safak Pavey    meclıs  e gırdıgınde pantolon gıyme talebını  sunmuştu meclıse
  ona karsı çıkan bı erkek mılletvekılının   etkısıyle  etek gıymek zorunda bırakılmıştı..
Neden  özgürlük  konusu   o zaman da ıslemedı??
sadece  kendı dusuncelerıne aıt konular mıdır özgürlük  tanınanlar ?


Şafak Pavey ın konuşma metnı  bır cok yerde  paylaşıldı.. Fıkrını paylaşanlar da  cok oldu.
Çarpıtıp karsı duranlar da..
Asagıda...   Bu  durust cumhurıyet kadınının hayatına daır    farklı açılar var.. Onu tam olarak tanıma adına okunması gereken..

....
Tarih 24 Mayıs 1996... Saat: 9:00... Yer: Zürih Tren Garı......

19 yaşında, gencecik, cıvıl cıvıl bir genç kadın, eşiyle beraber bir arkadaşını uğurluyor.

O sırada, 17 yaşında bir çocuğu hızla gelen metronun altından kurtarmak için kendini atıyor. Çocuğu kurtarıyor ancak sol kolu ile sol bacağını kaybediyor.

Tren garında anında yapılan müdahale sırasında bilinci açık olan genç kadın, doktora kol ve bacağı için "Kurtarabilir misin?" diye sorar. "Hayır" yanıtını alınca da "O zaman kalanları kurtaralım, yoksa annem çok üzülür" diyebilecek kadar metanetlidir.


Şafak Pavey, kazada bedeninin neredeyse yarısını kaybetti. Ancak Şafak'ı bu olaydan daha çok etkileyen şey, İngiliz eşi Paul Pavey'in tavrı oldu....

Şafak ile Paul, 1994'te Ankara'da tanıştı. Henüz 17 yaşında bir öğrenci olan Şafak ile Ankara Devlet Opera ve Balesi'nde konuk sanatçı olarak görev yapan müzisyen Paul birbirlerini çok sevdi. Bir yıl sonra İstanbul'da renkli bir düğünle evlendiler.

Paul, işi nedeniyle İsviçre'ye gidince, genç kadın da büyük aşkının peşinden Zürih'e uçtu. Şafak burada hem sinema-televizyon öğrenimi görüyor, hem de Zürih Çağdaş Tiyatro ve Dans Grubu'nda dans ediyordu.

Başlangıçta her şey güzeldi ancak, Şafak ile Paul'un evliliği araya giren bir başka kadın nedeniyle sarsılmaya başladı. Kazadan sonra ise Şafak'ı büyük bir hüzün bekliyordu.

Paul büyük aşkla evlendiği Türk eşini kazadan sonra sadece bir kez ziyaret etti, bir daha yüzünü bile görmedi. Şafak Pavey, 19 Ocak 1997 tarihli Milliyet Gazetesi'ne kırgınlığını şöyle anlatıyordu:

"Tüm yaşadıklarım bir yana, beni en çok üzen olay bu oldu. Benim ilk aşkımdı. Onun peşinden her yere taşındım. Ama o benim kadar güçlü değilmiş. Buna çok üzüldüm. Tüm olanlara rağmen ondan hiç nefret etmedim"

Şafak ile Paul 1997'de boşandı. Genç kadını büyük aşkının vefasızlığı bile yıkamadı. Sallanarak hareket eden protez bacağına "Johnny Walker", protez koluna da soğuk bulduğu bir Alman ismi olan "Helga" adını taktı. Yoluna devam etti.

London School Economics Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde Yüksek Lisans yaptı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği bünyesinde, Orta Avrupa Bölge Sözcülüğü, Engelli Hakları Sözleşmesi Sekreterya Başkanlığı, Cezayir, Sahra, Mısır, Yemen, Suriye, Afganistan, İran ve Lübnan Dış İlişkiler Temsilciliği gibi görevlerde bulundu. Kitaplar yazdı, filmler çekti. İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Almanca ve Farsça yetmedi, uluslararası işaret dilini de iyi derecede konuşmayı öğrendi.

2011'de CHP İstanbul Milletvekili olarak Meclis'e girdi. Halen TBMM'nin en aktif ve en sempatik vekillerinden biri. Hayat dolu... Gülmediği bir fotoğrafını bulmak bile zor....

.....
Bu cok güzel   ısıgı   cok      durust cumhurıyet  kadınını  ayakta alkışlıyorum.
Göremeyenler ıcınde 
onemlı degıl dıyorum

sadece ınsallah cok buyuk kayıplar  vermeden bu  ulke ....

bı gun  herkesın gerceklerı  gormesını  dılıyorum

sevgıler...  saygılar.

10 yorum:

Nesrin dedi ki...

Sorun hep o zaten.
Herkes kendi özgürlük alanini düşünüyor. Ben ozgursem herkes özgür. Keske dünya gerçekten öyle bir yer olsaydi

öykü dedi ki...

din sıyasete alet olmamalı
en fazla takılınıcak nokta o

Atilla dedi ki...

donanım
bilgi
zerafet
vizyonun birleştiği
tam bir cumhuriyet kadını
meclisin temiz yüzü
örnek insan
sevgi ve saygıyla eğiliyorum karşısında

Kedili Teyze dedi ki...

Öykü'cüm tam da bu paylaştığın metni facebook ta şimdi okudum. Sonra altındaki 400 küsür yoruma göz atarken biri kazanın aslı ile ilgili şu linki vermiş. Sana da paylaşayım.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25031793.asp

17 yaşında bir çocuğu kurtarma durumu yok yani. Onun hikayesinin de böyle bir gereksiz abartmaya ihtiyacı yok. Zaten hasta bir arkadaşını trene yetiştirmeye çalışırken geçirdi o kazayı. Tam bir yardımsever türk mantığı ile dikkatsiz hareket ettiği için tazminatta alamadı. :(

96 yılı benim hasta annemle birlikte hastahanede geçirdiğim bir yıl. (Mart 97 de vefat etti.) şafak'ın annesi başlarından geçenleri, gün gün bir gazetede yazdı o sıralar.
Annemle hergün okuduk, ( sonra kitap olarak çıkmıştı, var bende )
yani bu olay yeni mi olmuş, sıcağı sıcağına nasıl yazabiliyor diye şaşırdık hatta bir süre.

Fakat gazeteden aldığı ücreti Şafak'ın çok pahalı tedavisinde kullandığını ve kendisinin yazarak rahatladığını filan da yazmıştı.
Neyse o direncini, mücadelesini beğeniyle izliyorum. Ve pantolon konusundaki yapılan saygısızlığı o zaman da çok ayıpladım.
Ama birçokları gibi hala o soyadını kullanmasını sevmiyorum fakat bu kendi tercihi eh bize söz düşmez. :)

Ve organ nakli ( kendine niye kol bacak takdırmadığı ile )ilgili güzel bir açıklması vardı, bunun doğru bir şey olmadığına dair. Bende çok paylaşmıştım. Tıp bu konuda şov yapıp insanları yanıltıyor, ona avrupa da bütün sakıncaları anlatılmış çünkü.
Son söz olarak: ona ve annesine içim hiç ısınmış değil. :)
Bende bir gün, benim ne demek istediğimi sen anlarsın diye umuyorum. :))
Seviyorum seni. :)

öykü dedi ki...

:) Gunaydın kedılı teyzem


yolladığın satırları okudum

ve cok samımı bısey söylemek ıstıyorum sana

Hepımızın hayatnda var olan bazı kısıler vardır

Bızı hanı sevıyor takdır edıyor gıbı gözüken

sarılırken güzel sözler söyler gıbı yaparken ısıran


Hanı ben senı cok severım aslında amma
dıye başlayıp ardından bı suru kırıcı sozu sıralayan
bı suru can yakan seyi söyleyen


bu tur davranışların altında yatan duygu

cıddı cekememızlık ve

kıskançlıktır

yenemedıklerı bu duyguları

ıste aynı
yolladığın bu satırların

yazarının yaptığı gıbı dışa vururlar..


ıyıdır aslında amma

hanı severım onu aslında amma gıbı başlarlar cümlelere

var benım de çevremde böyle ınsanlar :)


cok ıyı anlıyorum onların ruh halını


kısacası kedılı teyzem

bu aydınlık duzgun cumhurıyet kadınını ne yaparlarla yapsınlar

karalayamaycaklar



sevgıyle

öykü dedi ki...

ve bak

kedılı teyzem bugun ne demıs Bekır coşkun


Bekir Coşkun: Ona Sarılmak İstedim… Bir kadının sevdasına koşarak gideceği ayağını aldığında yazgı…
Sevgilisinin başını koyacağı, bebeğini sallayacağı bacağı gittiğinde… Ve sarılacak kolu elinden alındığında… Ne yapar?..

★ Onu izlemiştim İstanbul’da o gece…
Uzakta oturuyordu, gözlerimizle selamlaşmıştık…
Medyanın küçük kızıydı, salonda hepimiz o kötü kazayı biliyorduk, ama sanki belli etmemeye çalışmıştık…
Ama en çok o yok sayıyordu…
Müzik bittiğinde, kalan elini masanın tahtasına vurarak alkışladı… En etkili alkış ondandı…

★ Yıllar geçti… Siyaset onu çekip aldı…
Önceki gün Şafak Pavey Meclis kürsüsünden konuşurken,
Türkiye dönüp kendi kendine baktı aslında…
Erkekler topluluğunun ikiyüzlülüğü… Kalitesizliği… İlkelliği… Düzenbazlığı… Acımasızlığını gösterdi sol eliyle…

★ Olmayan bir kadın bacağının siyaset erkeğinin zihnindeki yeri ile, örtülmüş bir kadın başının getirisi birbirine karıştı… Birincinin itirazı vardı… İkinciler razıydı sadece…

★ Türkiye’nin başına gelenleri görüp sekiz sene önce meydanlara çıkan cumhuriyet kadınlarının, umudunu yitirmemiş bir temsilcisi son çığlığı atıyordu aslında…

Yine bir kadındı…

Birbirini satan asker erkekler… Birbirini ihbar eden bürokrat erkekler… Birbirini gammazlayan aydın, yazar, çizer erkekler… Birbirinden beter; sinen, tüyen, yanaşan, yamanan, dönek erkekler… Türkiye’nin başına kurşun sıkılmasını seyrederken, bir kadın “adam olmanın” dersini veriyordu oradan… Ona sarılmak istedim…

★ Ve onu dinlerken düşündüm… Evet; bin erkek dostum olacağına, bir kadın dostum olsun… Daha mert… Daha yiğit… Daha yüreklidir kadınlar…

★ Sırtını dayayacaksan bir kadına daya… Elini tutarsa düşmezsin… Cumhuriyet

Kedili Teyze dedi ki...

Canım
Yolladığım satırları derken:
burada yolladığım sadece bir haber, yorum yazmıyor yani.
Kıskançlık konusunu "kibirden küfelik" yazısında yolladığım yazar için diyorsan bilmem de,
Beni kastediyorsan: takdir ettiğim yönleri var, fakat sevmediğim başka yönleri de var. Laf çaktırmıyorum, açık açık söylüyorum. :))
Ben hiiiç biiir siyasiye sarılmak, kucaklamak istemiyorum. Benim de duygularım bu.
Ama seni çok genç, çok tatlı, çok samimi buluyorum ve seviyorum. :)
bunda da ciddiyim.
Bu kadar. :)

öykü dedi ki...

kedılı teyzem ben senı anlıyorum ve sevıyorum:)

yolladığın oncekı lınklerı kastetmsıtım

senın fıkırlerının farkındayım
samımıyetının
ıyınıyetının

gecmıste bu konuyla ılgılı sıkıntılar ceken bı ınsan olarak
sıkayetlerının farkındayım


ve ben de senı cok sevıyorum



yasasın kedıler:))

kedılerı seven ınsanlardan kimseye zarar gelmez haksız mıyım:)


sevgıler kedılı teyzeme:)

SERKAN AYDEMİR dedi ki...

Serkan Aydemir "Güneş Balçıkla sıvanmaz.." kaydınıza yeni bir yorum yaptı:

Biliyor musun Öykü, ben bu kadına aşığım :D hem bir erkek böyle değerli bir yüreğe nasıl aşık olmaz ki....

Yayınla
Sil

öykü dedi ki...

SERKAN yayınlarken yanlışlıkla sılındı ve ben kopyala yapıştır yaptım

bunun ıcın affet lütfen



yorumun ıcın tsk ederım

bu güzel ınsana duyduğun sevgıyı destekliyorum ornek bı ınsan safak pavey