30 Kasım 2011 Çarşamba

Hayrettin Karacayla başladık bir kaç gün önce ... bence yine onun sözleri ile devam edelim




"BiR" ÇOK GÜÇLÜDÜR.....

"Benim de vardi 40 tane kravatim. O zaman 30 yasindaydim.
Ben de tükettim, ama bilerek yapmadim bunu." diyen Karaca,
"Artik farkina vardim bunun.


Ne zamandir alisveris yapmadigimi hatirlamiyorum, kendime sadece kitap aliyorum.
Nedir benim ihtiyacim? Doymam, sagligim, barinmam,
kuşanmam; bunun disinda hiçbir sey tüketmeye hakkim yok.
Gömleklerim var, yakasi çevrilmistir, ayakkabilarima
bakarsaniz, alti yamalidir. Dokuz senedir bu pantolonu
giyerim, paltom yirtiktir. Param var ama tüketmeye hakkim
yok! Bunu herkes yapabilir. "BIR" çok güçlüdür. Atatürk
bir kisiydi. Hersey "bir" ile baslar. Bir yoksa iki olmaz.
Ben de yakinlarima örnek olmaya çalisiyorum" diyor.

BIR ALYANS IÇIN 3 TON ZEHIRLI ATIK...
TEMA Vakfi Yayinlari'ndan çikan "Dünyanin Durumu 2004"
raporlarini yorumlayan Karaca su tespitlerini aktariyor:

Dünyada makyaj malzemesi için yapilan harcama 18 milyar
dolar. Dünyadaki tüm kadinlarin üreme sagligi için gerekli
para 12 milyar dolar.
Parfüme harcanan para 15 milyar dolar. Evrensel
okur-yazarligin saglanmasi için gereken yillik ek yatirim
5 milyar dolar.
Deniz seyahatlerine harcanan para 14 milyar dolar. Dünyada
herkese temiz içme suyu saglanmasi için gerekli para 10
milyar dolar.
Avrupa'da dondurmaya harcanan para 11 milyar dolar. Her
çocugun asilanmasi için gerekli miktar 1,3 milyar dolar.
Satisa hazir 1 ton altin elde etmek için 300 bin ton atik
üretilir. Baska bir deyisle altin bir alyans için ortaya
çikan atik miktari 3 tondur. Bu atiklarin çogu siyanür ve
kimyasal maddeler içerir

Hayrettin KARACA

16 yorum:

NzlGl dedi ki...

Dondum kaldım.

öykü dedi ki...

O kadar özel bı ınsan kı
her soyledıgı ders nıtelıgınde.

Ecehan dedi ki...

Mesleğim olduğu için iddialı konuşabiliyorum; çevrecilik bu da değil.
Sürdürülebilir kalkınma'dan başka çaresi yok dünyanın.

öykü dedi ki...

Ececım

bıraz daha açabılır mısın
surdurulebılır kalkınma derken?

Dolunay dedi ki...

BU PAYLASIMIN COK GUZEL ÖYKU.

öykü dedi ki...

Sagol Dolunaycım

Nedenım Hayrettın Karaca

Hülya dedi ki...

Hayrettin Karaca'yı çok severim ve dinlerim. bazı düşüncelerinde çok da haklı ama bir pantolonu dokuz sene giyersek, ayakkabıları yamatırsak bu devran nasıl dönecek. tabiki gereksiz alışverişe, her şeyin fazlasına karşıyım. üretim ve tüketimin makul bir düzeyde kalması lazım. abartmamalıyız.

öykü dedi ki...

Hulyacım acıkcası
ben dahıl hıc kımse bı pantolonu 9 sene gıymek ıstemez..

Olayın bu noktası degıl özu dıkkatı cekılmek ıstenen nokta bambaska kı bence yazısında oldukca basarıılı bu konuya dıkkatlerı cekerken.


tuketım
tuketım
tuketım
asırı tuketıme yonelık bır toplum olduk

en azından harcadıgımız suyun
havanın yıyecegın gıyecegın
herseyın
tuketılırken bı kez daha sonunun nereye varacagını dusundurmesı acısından
ben yazıyı çok basarılı buluyorum

Hayrettın karaca yaslı bı ınsan olarak
oncelıklerını pantolondan yana kullanmıor olabılır 9 sene bı pantolonu kullanıyor olabılır
ama bbıze burda vermek ıstedıgı mesaj
herkesın kendı hayatında
durusunda
dusunup alması gereken bı takım onlemler
ki bu onlemler aslında hepımızın hayatını
gelecegını yakından ılgılendırıp

yarın hıc bıseysız kalmamızı onlemesı acısından cok cıddıdır..


sevgılerımle

♕nini dedi ki...

söyleyecek söz bulamıyorum.kitlendim. sadece ...

Hülya dedi ki...

o konuda zaten çok haklı Öykücüm, katılıyorum. yorum yazarken o konuya değinmeyişim son derece haklı buluşumdan ;)

öykü dedi ki...

mcuk

optum cok:)

Ecehan dedi ki...

Öykücüm,
Sürdürülebilir kalkınma ne demek? demişsin.
Üç tarafı denizlerle kalplı ülkemizde susuzluktan bahsetmek, gülünç. Teknoloji o kadar gelişti ki, deniz suyundan içme suyu elde etmek artık çok kolay lakin bir sürü çevreci(!) grup karşı çıkıyor, deniz ekosistemini etkiler bahanesiyle. Oysa sürdürülebilir bir teknolojiyi kullandığında, yani şehrin 80 km. ötesine baraj yapıp o suyu 80 km. isale hattıyla getirmeye çalıştığında, sadece suya değil pekçok şeye daha zarar veriyorsun ve maliyetin kat be kat artıyor; dışa bağımlılığın artıyor; üretimin düşüyor; ihracat yapabilir boyutta iken ithal eder konuma geliyorsun vs vs. Hal böyle olunca; aman biz ellemeyelim, bizim denizimiz, suyumuz, toprağımız, madenimiz olduğu gibi yerin dibinde dursun böylece biz onu korumuş(!) olalım, ondan sonra n'olursa olsun zihniyeti doğuyor. Sen madenini çıkarmayacaksın ama inanılmaz boyutta bir dövizi yurt dışına çıkarmış olacaksın ve hala "gelişmekten" bahsedeceksin. Yok böyle birşey. Hayal bile değil, akıl dışı.
Halbuki madenini de çıkart ama alınması gerekli tüm önlemleri alarak; deniz suyunu kullan ama tüm önlemleri alarak; nehirlerinden, akarsularından faydalan ama doğanın dengesini bozmayacak sistemleri kullan, bu sistemleri geliştirmek için yor kafayı şeklinde geliştirebileceğin herşey "sürdürülebilir kalkınma"nın ana ögesi.
Hayrettin Karaca'yı çok takdir ederim naçizane. Ama bilmem ne marka 15.çift ayakkabıya bir yenisini daha istemek -maalesef- günün getirdiği ise ve bu insanların sayısı oldukça çok ise -ki maalesef öyle- kimseden ayakkabıya pençe vurdurmasını beklememelisin. Sen hiç pençe vurdurdun mu ayakkabına mesela? Ben yapmadım, yapsam iyi olurdu ama yapmadım. Hiç yamalı bir gömlekle gezdin mi mesela? Ben gezmedim, gezsem belki iyi olurdu ama bu artık nerdeyse imkânsız. Beni geç, kızıma yamalı bir gömlek önersem, sen de önersen giyerler mi? Giymezler.
Hamaset destanı yazmaya gerek yok yani. Çağın gerektirdikleri belli ve sen eğer ülke olarak bunlara -çok şükür ki- sahipsen; kalkınmayı bir sefere mahsusta değil, sürdürülebilir biçime yayman ve buna uygun politikalar geliştirmen lazım.
Sen kendi petrol rezervlerine bile bile dokunmayacaksın ama ülkende hala 1 gr. çıkaramadığın doğal gaz için bütün illere, evlere şebeke döşeyeceksin, mantıklı mı? Sonra da onun bunun iki dudağına bakıp, taviz üstüne taviz vereceksin; ne diye? sen kaynaklarımı koruyorum, çevreye zarar vermiyorum, yalanına inandığın için. Adam vanayı kapattığı anda, perişansın nerde sürdürülebilirlik mesela?
(Sen diye bahsettiğim yerler şahsın için değil, ülke anlamında, hatırlatmak istedim)
Meğer ne doluymuşum ;-)
Elimden geldiğince, özetleyerek anlatmaya çalıştım, hak veriyor musunuz bilmek isterim. Ya da karşıt fikirleri...
selamlarımla.

öykü dedi ki...

Ececım

Boyle acıklayıcı sekılde dusuncelerını paylastıgın ıcın oncelıkle cok tsk edıyrum..


Ulke kaynaklarımızı kendımız cıkarıp kendımız uretken olmaya baslarsak emınım dunya uzerınde sayılı ozel ulkelerden olacak sansa sahıp az ulkelerden bırısıyız

fıkırlerının coguna katılabılırım ama bı tek hamasi polıtıka dıye degerlendırdgın bolume degıl

cunku

daha once
sevgılı hulyaya da yazmıstım
hayrettın karaca yas ıtıbarıyle belkjı bı gomlegı 9 sene gıyebılır
ama onun asıl kasettıgı sız
de gomlegınızı 9 sene gıyın olayı degıl


hulyaya yazdıgımı aynen kopyalamak ıstıyorum bu noktada
..................

ben dahıl hıc kımse bı pantolonu 9 sene gıymek ıstemez..

Olayın bu noktası degıl özu dıkkatı cekılmek ıstenen nokta bambaska kı bence yazısında oldukca basarıılı bu konuya dıkkatlerı cekerken.


tuketım
tuketım
tuketım
asırı tuketıme yonelık bır toplum olduk

en azından harcadıgımız suyun
havanın yıyecegın gıyecegın
herseyın
tuketılırken bı kez daha sonunun nereye varacagını dusundurmesı acısından
ben yazıyı çok basarılı buluyorum

Hayrettın karaca yaslı bı ınsan olarak
oncelıklerını pantolondan yana kullanmıor olabılır 9 sene bı pantolonu kullanıyor olabılır
ama bbıze burda vermek ıstedıgı mesaj
herkesın kendı hayatında
durusunda
dusunup alması gereken bı takım onlemler
ki bu onlemler aslında hepımızın hayatını
gelecegını yakından ılgılendırıp

yarın hıc bıseysız kalmamızı onlemesı acısından cok cıddıdır..
......
demıstım..

yıne aynı dusunuyorum...

yorumun ıcın cok tsk ederım

sevgılerımle.

Ecehan dedi ki...

Hayrettin Karaca'yı ben de pekçok defa dinledim.
Onunla ayrıldığımız nokta şu; o "elde ettiklerimizin değerini bilerek kullanalım, ne kadar uzunsa o kadar iyi" görüşünde.
Buna katılmıyor değilim ama bana göre artık kafa yormamız gereken şey, "o şeyi nasıl elde ettiğimiz?" olmalı.
Sevgilerimle...

Esra dedi ki...

Öykü merhaba,
yeni okudum bu yazıyı, çok güzel bir paylaşım olmuş, ilgili yazı bana maille gelmişti ve çok etkilenmiştim okuduğumda. Katılıyorum ben de sana ,Hayrettin Karaca'ya ve Ecehan'ın yazdıklarının bazılarına da. Karaca'nın bu denli uçlarda olması hayatında çok fazla trajedi yaşamış olmasından da kaynaklanıyor tabi lakin dediğin gibi asıl söylemeye çalıştığı şey önemli. Ben iki dirhem bir çekirdek gezen biri hiç değilim fakat buna rağmen bir duvardan bir duvara olan gardrobumdan bir eşya alırken fazlalıktan fenalık geçiririm, iki ayda bir üç dört çanta eşya çıkarır ihtiyacı olanlara veririm. Fakat doğum yaptıktan sonra pek bir anlamsız gelmeye başladı o üstüme yıkılan eşyalar bana, sanıyorum annelikten sonra dank etti kafama. O kadar özen gösteriyorum ki artık doğru ve düzgün bir insan olmaya. Elbet istiyorum görünüşümden memnun olmak aynaya baktığımda ama senin de yazdığın gibi daha dikkatli tüketilerek olmalı bu da. Blood Diamond filmini izledikten sonra eşimin aldığı tek taş yüzüğümü takmaya utanır oldum mesela. Benim farkındalığım arttıkça yazık ki yabancılaşıyorum başkalarına, 'sıyırmış' bir tip oluyorsun zira bunları konuştuğunda. Oysa çoğunun hayatı geçiyor zırvalıkla. Velhasıl pek mutlu oluyorum benim gibi düşündüğünü sandığım insanlara rastladığımda. bakıyorum şimdi diğer yazılarına da,
sevgiler

öykü dedi ki...

Esra
yazdıklarını satırı satırına okudum
ve gelısmelerı mutlulukla karsıladım..
farkındalıgımız arttıkca
aslında
tuketılen seyle mutlu olunmadıgını da ogrenmıs oluyoruz hayatımızda


bıze empoze edılen her ne kadar al tuket mutlu olsa da
oyle degıl
aldıkca daha cok alasın gelmesı
ve daha cok aldıkca aslında
hıc bıtmeyen bı kısır dongunun ıcınde mutsuzlugun ıcersınde kaybolusunu yakalıyor ınsanlar bu dar cercevenın ıcınde

yazımı
cok net anlamıs olman
ve bu yorumun
cok yalnızlastıgımı hıssetıgım bı donemde geldıgı ıcın
benı fazlasıyle mutlu ettı

dılegım daha cok ınsanın bu anlamda
kendısını bu kısır dongunun ıcınden cekıp almasıdır

hosgeldın dıyorum sana Esra
senı tanımaktan cok mutlu oldum