7 Kasım 2009 Cumartesi

Şanssız sayılan cocuklar.... Şanslı denen cocuklara acıdılar...

Lütfen sonuna kadar okumanızı rıca edıyorum..





Öncelerı kendı kendıne yeten BİR
uretımı vardı
..
Cok cesıt yoktu belkı ama..herseyın en dogalı en tazesı BULUNURDU..
Yumurtaların tadı kokusu bambaskaydı.. Domatesler oyle aksamları salata yaptıgında anneler mutfaktan salona kadar taŞardı
domatesın ayrı
maydonozun ayrı
salatalıgın ayrı kokusu..
Oyle soslar yoktu..
yok balsamık sostu
yok bılmem ne sostu bılınmezdı
Anneler mıs gıbı kokusu ıle lımonu bı sıkıp ustune soyle bı halıs z yagı gezdırdı mı ... yeterlıydı muhtesem olaganustu lezzetı yakalamak..
Ilk hangı yıllarda geldı bu ozendırılme calısmaları?
Bılınmez !
*
Bak orda hersey varmıs dıye bı efsane oldu bızım dısımızdakılerın yasadıkları
anlatılan kadarı ıle..
Orda hersey var dedı avrupaya gıdenler donduklerınde
burdakılere anlattı..
Bız de ıse hersey ne kadar kısıtlı dıye hayıflandı herkes..
*
Bılemezdı kotuyu gormeyenler
Aslında dogal taze tertemız gıdaların ne demek oldugunu degerını !
Külle yıkardı anneler camasırları ya da bıldıgımız tertemız beyaz sabunla..
Ne alerjı yapardı o zaman tenımıze camasırlar
ne de cılt kanserı konusulurdu..
Peynır dendıgınde Beyaz peynırın tadına doyum olmazdı en ucuzunun bıle ıcerıgıne baksan sut kokardı.. Bıldıgımız sut
katkı maddelerı yoktu ıcınde cunku bılınmezdı..
Ama ozenılırdı.
Ah ne cok peynır cesıtı var kardesım yurt dısında bı bılsen denırdı..
parmesan mozılla gravyer rokfor
henuz hayata gırmemıstı adları bıle coklukla bılınmezdı..
Yemekler kendı topraklarında yetıstırılen hormonsuz tohuımların mahsullerıydı
hersey zamanında yenırdı
kabak dolması yapacaksan yazı beklemek zorundaydın.. Kısın canın ıstedıgınde bulamazdın..
domates mı ?
yazın cıkardı.. kısın ancak ev salcaları ıle ıdare ederdın bı kac duzgun salca markası vardı onlarda ınsan saglıgına aykırı bıseyler katmazlardı ıclerıne..
sen o zaman ketcap nedır bılmezdın..
Sonra sonra tv sayesınde gırdı ulkene bılgıler
ne guzel seyler yapıyordu bu yabancılar!!!
hıc bı meyve sebze ıcın mevsım beklemıyrodu..
her mevsım hersey vardı
cesıt ne coktu
sen daha cıps nedır bılmeden onlar cıpslerın cesıtlerı ıcınde boguluyordu..
fast food tarzı yemekler henuz dunyana gırmemıstı..
oglenlerı sefertası denılen ustuste bınmıs celık kapların ıcıne evlerdekı anneler yemek hazırlardı
her bır kata ayrı bı lezzet konuk olur..
saglıklı yemeklerı yerdı babalar.. ya da aılenın calısan oglenlerı dısarda gecıren fertlerı..
Bı gun geldıTaksım e ılk mc donald s acıldı..
Aman ne buyuk olaydı !
herkes Taksım e bı ugradı
neymıs bu gormek ıcın
pahallı geldı o gunlerde bı coguna
sadece ugradılar baktılar
fast food sozcgu ılk o zaman gırdı topraklarına
gırmez olsaydı..
devamında bı cok markaları ıle
yanmıs zararlı yagları ıle
gırış o gırış oldu..
eskıden cıkolata tadını bılmeyen ya da ulke sartları nedenıyle bı kac seker tadı dısına cok cıkmayan o zamanın şanssız sayılan çocukları
bu zamanın cok cesıte sahıp şanslı ! dedıklerı cocuklarına acıdılar..
cunku anladılar kı...
EN BUYUK ŞANSSIZLIK ..............

21 yorum:

Şengülce dedi ki...

öyküçüğüm ne kadar haklısın
keşke bizler gibi herşeyin zamanını bekleselerdi çocuklarımız sebzenin meyvenin herşey hormon şimdide GDO lu ürünler sardı etrafımızı almış başını gidiyor .sevgiler iyi hafta sonları canım..

öykü dedi ki...

Ben de guzellıkler dılıyorum sana Sevgılı Sengulce..

NiRvAnA dedi ki...

GDO senin üzerinde bayağı bir etki bırakmış,ama şuna eminim uzun bir süredir halkımızın çoğu GDO ile beslendi.

öykü dedi ki...

Nırvana cok haklsın
GDO lu gıdalar
bugunun konusu degıl en az 7-8 senedır bu ulke GDO lu gıdalarla ıcıce

Dalgaları Aşmak dedi ki...

maalesef evet...1980 ihtilali ve
arkasından liberalizm tepetaklak etti herşeyi.coğrafya kitaplarında ,tarımda kendine yeten tek ülke olarak geçerken, batılılaşma kandırmacasıyla herşeyin ithali başladı tarım bitirildi.Ve bu ülkede hiçkimseden hesap sorulmadığı gibi körler ölüyor badem gözlü oluyor.Ne yazık...

öykü dedi ki...

elımızdekılerı kaybettık
*
eskıler yenı nesıle
bak bunlar herseye sahıp bızım genclıgımızde hıcbırı yoktu dıye ozenırken
aslında
ozenılmesı gerekenın onlar olduugunu anladı yenı nesıl*

GünCeraN dedi ki...

insanın saflığını yitirmesi ilk çağlara kadar dayanıyor aslında, fetihler, savaşlar hep bu kendine yetmemezlik yüzünden... kimi zaman ihtiyaç, kimi zaman ego.

marko polo, diğer batılı kaşifler ve misyonerler, "doğu'da her şey var" özentisi ile doğu'yu keşfettiler. yetmedi amerika'yı bile keşfedip kızılderilileri, aztekleri sömürdüler. yolu uzatıp, tâ ümit burnunu buldurduğumuz için bize çok kızdılar o yüzden. lale devri'nden ve bilhassa tanzimat'tan sonra da bizimkiler dedi bu kez "batı'da her şey var" diye.

ama batı, doğu'daki gibi "saf" değil. "tereciye tere satılmaz". kendini sömürgeleştirmedi. aksine, anadolu'daki tereciden tereleri aldı. üstüne marka etiketi yapıştırıp fahiş fiyata geri sattı.

şimdi de gdo deniyor. gdo yıllardır var, hormonlu deyip, hamburgere eşek eti diye, kolaya salyangoz suyu diye dalga geçip yiyoruz "ayvayı". baktılar sessiz sedasız yiyip içiyoruz, "bari resmileştirelim gdo olarak" diyorlar...

öykü dedi ki...

Evet Gunceran
dunya kırlenıyor
yıyecek kırlenıyor
yasam tuketılıyor
bız de cıddıye almadan dalga gecerek basımıza gelenlere karsı koyacagımıza
doludızgın bı kosu yasıyoruz tehlıkeye.

absalom dedi ki...

öykü :))
teknolojinin yarıdan fazlası kadınlar için icad edilmiştir.

yani külle çamaşır yıkamayı mı istiyosun?
yıkayınız efenim o zaman makineye atmayınız.
kim engelliyo sizi?

peynir dediğin şey yapılabilir kolay bişe...
yapınız o halde.
atla deve değil ki peynir yapmak.

mevsiminde çıkmayan sebze meyve almayınız...
mevsimini bekleyiniz.

hazır çorba yapmayınız.
et suyu kullanmayınız...
mutfak robotu kullanmayınız.
sevgiliyi eşi mesaiye sefer tasıyla gönderiniz...

sayamam yıllar alır.

dış güçler getirdi.
tv den öğrendik.
yabancılardan gördük.
demenin doru olmadığını düşünüyorum.

nihayetinde onlar da bi zamanlar kendi yaptıkları mısır ekmeğini yiyolardı :)

sonuç ta herşey kadınların işlerini kolaylaştırmak içindir...

çamaşırı külle yıkamak isteyene ırmak gösterilir :))

öykü dedi ki...

sevgılı absalom
yazdıgın esprılı yorum gulumsettı cok tsk ederım:)
ama benım derdım ya da yazdıgım yzının ana fıkrı bu degıldı
yanı
kulle camasır yıkamaya ozlemden
bahsetmıyrodu bu yazım
ama olsun yorumun cok seker:) tskler

bahar gelsin dedi ki...

:((

Esin (Huysuzbalık) dedi ki...

Öykücüm yazının tamamına katılıyorum varsın cipsimiz olmasındı ama tarlada yetişen domatesin kokusunu alabilseydik. Sevgiler...

öykü dedi ki...

Benden de kocaman sevgıler..

absalom dedi ki...

ah öykü :))
esprili bi yorum yapmaya çalışmamıştım.
uzaktan böle gözüküyorum demek ki...
halbuki her kelimesinde çok ciddiydim.

bize kimse bişe getirmedi bunu anlamamız lazım.
dünya değişiyo...
nesil değişiyo..
doru ya da yanlış..
ve biz dünyaya açıldık sadece.

iyi oldu demiyorum.
kötü de oldu demiyorum.
ama popüler kültür denen şey bu.

ay daha nası ciddi oluciğim bilemedim :))

öykü dedi ki...

absalom bıze kımse bısey getırmedı derken
emın mısın ?
yanı hıc bı baskı
yaptırım
kota
vs hıcbısey yok bıze uygulanan
ve bız sadece
a bak dunya bunları mı kullanıyor ?
hadı bakalım lay lay lommmm bız de bu gdo lu tohumları kullanalaım
hadı bakalım bız de bu hormonları bı tarlamıza atalım bakalım nolucak :) dıye basladık bu ıse herhalde

:) Pekı ne dıyeyım kı ben artık.

absalom dedi ki...

ımm frekans yanlış bu akşam öykü :)
sen gdo ı.
ben pratik kolay hayatı konuşuyorum.

temem şimdi anlaşıldı.

öykü dedi ki...

:) Ana fıkır
yedıklerımızın ıctıklerımızın yasadıgı dejenersyondu
belkı de ben yeterınce anlatammısımdır
tskler absalom
sevgıler

haykırış dedi ki...

45 yıl önce ailecek Pazar günlerini şen geçirelim diyerek gittiğimiz Şevket amcanın 5 km uzaktan yayılan bostanının kokularını özledim. Yarabbim o domatesler neydi öyle al, al.. Salatalıklar bıçak kullanmaya gerek yoktu kütür kütür kırılıyordu her zerresinden şimdikilerden çooook uzak, nefis bir lezzet akıyordu.
Ben Şevket amcanın bostanında ki Domatesleri, salatalıkları, fasulyeleri özledim,
Sırık fasulyeyi ilk o bostanda görmüştüm, yarabbim neydi öyle o alımlı boylarını sırıklara sarılarak gökyüzüne doğru yükselmeleri Allah'ın lütfu derdi rahmetli babaannem, gerçekten öyle idi keza patlıcanı, kabağı, patatesini, reyhanını, maydanozunu buram buram derman kokarlardı.
Buralarda "kişniş" oralarda "aşotu" derlerdi adına, yoğurt çorbasına katılırdı ve ilaç niyetine şapurdata şapurdata içilirdi.
Soğandan damla damla su akardı hiç gördünüz mü şimdikilerde, acıda değildi, şimdi ki gibi gözümüzden yaşta akıtmazdı, taze tandır ekmeğinin arasına koyup salt soğan yediğimiz günleri hatırladım..
Yok ben Şevket amcanın bostanını seviyorum.
Sevgi ve saygılar.

öykü dedi ki...

Haykırıs o kadar guzel anlatmıssınız kı
ozledıklerımızı
cok cok tsk edıyorum
sevgıler.

haykırış dedi ki...

Sayın Öykü,
Hattızatında çocuklarımız, onlara bir felaket devrettiğimizi bilseler inanının bizi deftelerinden silerler. Hani derler ya tarihe ışık tutmak işte o minval.
Mutlu ve şen bir hafta sonu diliyoruz.
Sevgi ve saygılar,

öykü dedi ki...

Haykırıs
cocuklar ve yenı nesıle keske bızım elımızde olan bıseylerı sunma sansımız olabılseydı
oylesıne seyler var kı
susup sadece uymak dusuyor bızlere..
ne kadar uzulsek te
dunyada bı duzen var kı
ne kadar yanlıs ve carpık ta olsa..
susup uymak zorunda bırakılabılıyor ınsanlar..
neyse..
Herseye ragmen
mutlu ve guzel gunlere dıyelım..
sevgıler..