23 Kasım 2009 Pazartesi

Sahi ! Nasıl biter bu film ? .... Endişeliyim..

Image and video hosting by TinyPic
*Tarihimizle yüzleşmeliyiz*

Pervin Par'ı paylaşamayan, delikanlı komiser Eşref Kolçak ile bıçkın kaçakçı Hayati Hamzaoğlu, kombinezonla gezinen sarışın vamp kadın Suzan Avcı'nın evinde birbirinin gırtlağını sıkarken, kapı cart diye açılır, vicdan azabıyla yanıp tutuşan karaktersiz ebe Aliye Rona, “Durunnn” diye haykırarak içeri dalar, “Siz kardeşsiniz!”
*

Pervin'e ilaçlı gazoz içirmeye kalkışan haysiyetsiz çapkın Önder Somer'le, bu şerefsiz komployu tezgâhlayan kumarhaneci Kenan Pars kodese tıkılırken, yıllar sonra gerçeği öğrenen iki kardeş, hasretle kucaklaşır... Tonton aşçı Necdet Tosun'la azgın hizmetçi Mürüvvet Sim, tombul yanaklarını birbirine yaslarken; şoför Nubar Terziyan'la saftirik uşak Cevat Kurtuluş mutluluktan ağlamaktadır.

*

Özledim o günleri...

Alkışlardık.

*

Ya bugün?

“Siz kardeş mardeş değilsiniz, kapışın, birbirinizin gırtlağına çökün”
diyenleri alkışlıyoruz artık.

*

İnek Şaban mesela...

Mezhebi neydi acaba?

*

Alevi miydi, Sünni miydi Ayhan Işık? Kürt müydü, Çerkez miydi dersin Sadri Alışık? “Şakayla karışık” sormuyorum bunları... Kaçımız biliyordu “hepimiz”in yüreğini sızlatan Sami Hazinses'in aslında
Ermeni kökenli olduğunu?
Hiç merak eden olur muydu?

*

Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, dört yapraklı yonca... İster türbanlı ol, ister çarşaflı, başlarını örtmedikleri için sevmeyen var mıydı onları? Ömercik'e kahrolmayan Musevi, Ayşecik'e gözyaşı dökmeyen
Rum var mıydı?

*

Kaptan Ediz Hun, subay İzzet Günay, savcı Fikret Hakan, polis Ekrem Bora, şafak bekçisi pilot Göksel Arsoy, film çeviriyoruz ayaklarıyla, sinsi sinsi derin devlet propagandası mı yapıyordu? Bizans'ı haşat eden Cüneyt Arkın, yabancı düşmanı mıydı?
Karaoğlan Kartal Tibet, ırkçı mıydı?
Mirasını Mehmetçik Vakfı'na bırakan
Zeki Müren, darbeci miydi?

*

Bir millet uyanıyor... “Milli” duyguları doruğa çıkaran, efsane... Görüntü yönetmeni kim? Kriton İlyadis...

İşbirlikçi ajan mıydı yoksa?

*

Emel Sayın'la Tarık Akan'ın flörtüne sevinmeyen... Bıraktık mezhebi,
kökeni, Adile Naşit'i sevmeyen insan,
insan mıdır arkadaş?

*

“Tarihimizle yüzleşmeliyiz”
lafı pek moda ya bugünlerde...
Tarihimizle yüzleşmek için yazıyorum bu satırları... Çünkü, tarih dediğin hadise, sadece, etnik kökenlerden, mezheplerden, günü gelince kusmak için beklenen nefretlerden oluşmuyor.

*

“Ortak tarihimiz”den bir kesit var işte yukarda... Birlikte üzülen, birlikte sevinen, birlikte gülüp birlikte ağlayan bir toplum... Siyah beyazdı ama, rengârenktik aslında.

*

E haliyle merak ediyor insan...

Nasıl oldu da, elimizde patlamış mısırlarla otururken, korku filminin figüranları olduk aniden? Kim yazdı bu senaryoyu?
Kim biçti bize bu rolleri? Ve, gong çaldığında nasıl biter bu film?

Bu cok anlamlı yazı Yılmaz Özdıl ın kalemınden..

Herseyı bı daha

bı daha ıyıce dusunmek sorgulamak ıcın

Neden dıye sormak ıcın Onemlı..

sevgıler.

Not bu guzel yazıyı okumamız ıcın hatırlatan gonderen MİNE ye sevgılerımle.

17 yorum:

absalom dedi ki...

susucam öykü.
kırgınım.

öykü dedi ki...

absalom noldu kıme kırgınsın?

Ayça dedi ki...

Ayakta alkışlıyorum bir kez daha Yılmaz abimizi! Umarım yazdıkları ile bir millet gerçekten uyanır!!!

öykü dedi ki...

Insallah Aycacım
ınsallah
hepımızın bırlık berabelık ıcınde olmamız gerektıgını ve ancak
boyle olursak daha guclu oldugumuzu
tekrardan hatırlmamız gereken zamanlar yasıyrouz.

Gökmen Kaya dedi ki...

Bende bir gazetecilik öğrencisiyim. Yılmaz Abi idolümdür. Yakınlarında olan insanlar onu süper anlatıyo, aynı yazılarındaki gibi... Paylaşman sevindirici ayrıca :) Bu vesileyle tekrar okudum, saol. Bu arada iletim ulaştı mı sana onu da sorayim ?

öykü dedi ki...

Gokmen Yılmaz Ozdıl e hayranım
yazılarını kacırmadan okumaya calısıyorum
ara ara burada yer vermekten gurur duyuyorum.. mutlu oluyorum onun yazılarını blogumda gormekten
ve o yazıların ıcındekı mesajların bıze
coık sey katacagına da ınancım tam aynı dusundugumuze sevındım
mesajın ulasmadı nereye gondermıstın?

Belgin dedi ki...

Bende Absaloma uyup bu gün susucam Öyküm..

absalom dedi ki...

halkıma.

öykü dedi ki...

ay bende dedım noluyo
absalom hep neselı olur
boyle cıddı kırgınım cumlesı gelınce sasırmıstım
ne dıyebılırım

öykü dedi ki...

Yılmaz Özdıl ın de dedıgı gıbı
Hepımız kardesız
her zamankınden daha cok bırlık beraberlık içinde olmalıyız..

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Her gün tüm gazeteleri şöyle bir geçerim ama Sayın Yımaz Özdil'i okumadan geçemem.
Bizler, bizim nesil çok şanslıymış gerçekten, siyah beyaz hayatı rengarenk yaşamak!!!

KUBİLAY KIZILDENİZLİ dedi ki...

Öykü,
Yazıyı yayınlandığı gün okumuştum. Ve yazıyı bitirir bitirmez dedim ki, "bizim istediğimiz gibi biter bu film!" Çünkü çocuklarımıza borcumuz bizim, "güvenlik içinde büyüyecekleri özgür ve bağımsız bir ülke" bırakmak.
Yılmaz Özdil namuslu tavrıyla Türk aydınının yapması gerekenleri kıvrak ve ilkeli kalemiyle yapıyor.
Ellerini öperiz onu yetiştiren annenin.
Sevgiler

öykü dedi ki...

Aynen
Yılmaz Özdıl e
saygı ve sevgılerımızle
..

Erkan Şen dedi ki...

İşte size temel sorun. Kardeşti bu millet değil mi? Kardeşti... Ermenisi, Musevisi, Müslümanı, Lazı, Çerkezi, Kürdü... Hepsi kardeşti önceden.

Evet, hepimiz kardeştik (Kardeşiz.) Evet, herkes Yılmaz Özdil'in saydıkları isimleri seviyordu (Seviyor.) Ancak herkes birşeyi atlıyor ve görmek istemiyor. Bu gösterilenlerin tamamı bize buralardan hikayelerdi. Kimse kızmasın [s]Açılım denilen şeyi destekliyor değilim. Ama artık biraz da gözlerimizi açarak bakmalıyız.

Adile Naşit bir filmde ağladığında neden ağladığını anlamayacak insanlar bugün bile mevcut bu ülkede. Bu devletin ayıbı büyük ölçüde çünkü yok saydı. Biraz da kardeş bildiklerimizin ayıbı çünkü para kazanmak için İngilizce, Fransızca öğrenenlerin yanında kendi ülkesinde kendi vatandaşına Türkçe öğretemeyen bir toplum olduk. (Öğrenmek istemedikleri gerçeğide var tabii bunun içinde biraz. Ancak öğrenmeye ikna edememe gerçeği de diğer yanda duruyor.)

Ben hep kızmışımdır. Herşeyi devletten bekleyen yörelerin halkına. Yol, köprü, kömür, ev, aş , iş... Her neyse istenilen devletten beklemenin yanlış olduğuna inanmışımdır. (Belirli hizmetleri ayrı tutuyorum.) Çünkü benim bilgi dağarcığımda hiç birşey devletten beklenmez. Halkın parası yoksa eli, kolu, ayağı vardır. Alır kazma küreği eline kendisi yapar yolunu. (Hemde 2008 yılında...)

Her neyse bu iş o kadar basit değil ve bu vatan malesef benimde çok sevdiğim o Türk filmlerinden ibaret değil. (Esas sorun modern feodalizm diye de ekleyeceğim ama uzun uzun açıklamayacağım. Seni sıkmamak için...)

Sevgiler.

öykü dedi ki...

Tskler Erkan yorumun ıcın..

elifin terazisi dedi ki...

boğazımda yumruk oluştu:(

öykü dedi ki...

Canım benım hepımız oyleyız...