Kerem Yılmazer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kerem Yılmazer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2009 Pazartesi

Aşkı anlamak


Aşk tüm ınsanlıga bahşedılen en guzel duygu belkıde..

Herkes bı sekılde yaşar.Yasadıgını dusunur inanır aşık olduguna..Bazıları ıyıce abartır ölur ugruna . Yanı laflarında ölum vardır senın ıcın ölurum ben der sık sık.. Gercek mıdır dersenız sanmıyorum.. Eger laflar kocamansa korkmalı..Davranıslarda gormelı sevdanın ızlerını dıyenlerdenım ben..

Senın ıcın ölürumlu kocaman laflar yerıne gercekcı..

Yanında oldugunu hıssetıren gozlerının ıcınde o sevgıyı tum yogunlugu ıle hıssetıren sevgılere ınanırım..

Göksel Kortay-Kerem Yılmazer

aşkını dınledıgımde boylesı bı sevda işte gercek aşk demıstım... Ikı zarıf özel ınsanın hayat arkadaslıgında bulusmustu aşk. Merkezıne oturtmuslardı hayatlarında bırbırlerını..Ve ne yazık kı cok kotu bı acıya dönusmustu bu guzel beraberlıgın devamı

Cok mutlu oldugunda ınsanınn korkması ondan mı ?

Hep kaybedecegım korkusu dogru mu çıkıyor sonucta?
dedırtecek kadar acı bı gercekle sonlanmıs bu sevda.

Goksel Kortay ı bu kaybından epey sonra dostlarının zoruyla Kerem yılmazer ı ve ona olan buyuk aşkını anlatması ıcın tv ye cıktıgında gormustum..

Oylesıne buyuk bı saygı ve hayranlık uyandırdı kı bende her halıyle..

Kerem derken agzından bır kerem daha cıkıyordu.. Onun yani Kerem Yılmazer ın o zarıf ıncelıklerle dolu beyefendı tarzı her halınden zaten sezılıyordu..Ve bunu eşine olan sevgısınde de gostermıs yasatmıstı.. Ona her anını paylastıkları her anı ozel olarak yasamasını hıssetmesını saglamıstı..

Son roportajında soruyordu spıker kendısıne

Goksel hanım baska bırısıyle birlikte olmayı dusunur musunuz ??

Gozlerı dolu doluydu Goksel hanımın .

Onun yerıne bı baskasını koymam mumkun degıl dunya yuzunde bı baska Kerem daha yok derken..

Ben gec ogrendım sevdalarını ..

2003 yılnda HSBC bınasına yapılan ıntıhar saldırısında bına onundekı ısıklarda bekleyen arabasının ıcındekı Kerem Yılmazer de ne yazık kı korkunc bı sekılde can verdıgınde.. Goksel Kortay ın hayatı kararıyor..

Ikısının bırlıktelıklerı ve devamını Goksel Kortay ın kendı anılarından pasajlarla vermek ıstıyorum..

1968 yılında Dormen Tiyatrosu'nda Eski Çamlar Bardak Oldu oyununda tanıştık. Üç ay sonra bana evlenme teklif etti ama sadece arkadaşız o zaman. "Aman" dedim, "Ben bunu duymamış olayım, sen de söylememiş ol, sonra arkadaşlığımız bozulur." "Peki" dedi. Zaten çok zarif, çok nazik bir insandı.

Ama arada bir, üç, altı ayda bir, senede bir "Hadi gel evlenelim" derdi, ben de aynı lafları tekrar ederdim. Böyle böyle devam etti, sonra bu 11 yılın son 4 yılı flört etmeye başladık. Aslında ben evlenmeyi düşünmüyordum, o yüzden. Fakat o kadar iyi, o kadar nazik, sabırlı bir insandı ki

"Ben deli miyim, ondan iyisini nereden bulacağım"

dedim. 1978'de tiyatroyla birlikte Londra'ya gitmiştik. Orada tekrar teklif etti ben de kabul ettim. 1979 Ekim'inde evlendik. Aslında bu iş yürümez gibi geliyordu bana. İkimiz de sanatçıyız, o yakışıklı bir adam, onu bana bırakmazlar diye düşünüyordum. Ama fevkalade güzel bir evliliğimiz vardı*


Bazı insanlar kötü olayları önceden hissedebilir. Siz veya Kerem Bey'de de böyle bir şey oldu mu? Buna belki inanmaz insanlar ama o olaydan üç, dört gün önce benim içimde müthiş bir sıkıntı vardı, durduk yerde

"Ahhh" yapıyordum. O da "Göksi'cim ne oldu, niye böyle yapıyorsun?"

diye sordu. Ben de "Bilmiyorum, içimde bir sıkıntı var"

dedim. Boynuna sarıldım ve "Evliliğimizden beri 25 yıl ne kadar çabuk geçti, sanki dün evlenmişiz gibi" dedim. O da "Benim için de öyle" dedi. Sonra "Ben ölümden korkmuyorum ama senden ayrılmak, seni bırakıp gitmek istemiyorum" dedim, ağlamaya başladım. O da başladı ağlamaya, yemin ettirdi

"Hasta mısın, nereye gidiyorsun?" dedi. "Hasta değilim, bir şeyim de yok ama biliyorum ben senden önce ve bu yakınlarda öleceğim"

dedim. Yani benim içime doğdu ama kendime yordum

Kerem'in bu şekilde ölmesi çok ağrıma gidiyor

* EĞER televizyon kanalındaki programa katılmamış olsaydım, Kerem'le birlikte HSBC'nin önündeki trafik ışıklarında duran arabada ben de olacaktım... * SÜREKLİ resimlerine bakıp duruyorum. Bu büyük aşkın sonu nasıl böyle oldu, hala aklım almıyor. Bunu bir Türk filminde görseydim,

'Amma da abartmışlar'

derdim.

* KEREM'LE birlikte olmaya o kadar alışmışım ki, şimdi sokağa çıkıp yalnız yürümek tuhaf geliyor. Kendimi çok kötü hissediyorum. Güya kuvvetliydim ben... ***

Onlar İçin Hiçbir Şey Aynı Kalmadı Eşi Kerem Yılmazer'i 21 Kasım'da Levent'teki HSBC Bankası'na düzenlenen intihar saldırısında kaybeden Göksel Kortay ilk kez Aktüel Pazar'a konuştu. Başarılı oyuncu "Bir yıl alev alev, cehennem yangını içinde geçti" diyor.* Olayın olduğu sabah nasıl ayrılmıştınız? Sabah kalktık, ben TV8'e söyleşiye gittim, o da arkamdan çıkıyordu. 10.30'da NTV'de olması gerekiyordu. İşte o ara ne oldu bilmiyorum çünkü o sabah ikimiz de çalar saatin sesini duymadık, bir saat geç kalktık, apar topar giyindik, ben çıkarken o da hazırdı. Her sabah egzersizlerini yapardı, o sabah geç kaldığı için "Yapmasam ne olur, yapsam mı acaba?" diye sordu. Ben de "Yok yok yapma, bir günden bir şey olmaz" dedim. Sonra bu olayı TV8'de duyunca Kerem'in orada olabileceği hiç aklıma gelmedi. Ben "Ah o HSBC'de kimbilir ne gençler gitti, onlara günah değil mi?" diye ağlamaya başladım. Ben de 12.00'da NTV'ye gidecektim, yani TV8'deki söyleşi olmamış olsaydı ikimiz birlikte çıkmış olacaktık.

Benim anlayamadığım; hayatında hiç gecikmeyen, her yere erken giden adam o gün niye 11.00'a 8 dakika kala oradaydı? * Kader mi demek gerekiyor acaba... Kadere ve nazara inanırım. Ama bunu kader olarak kabul edemiyorum, bu insan işi değil.

* Peki siz haberi nasıl aldınız? Sürekli telefon ettim ama hep şebeke yok diyordu. Televizyonu açtım, meğer o sırada zaten alttan bant geçiyormuş ama ben devamlı telefon ettiğim için bakmıyordum. Onun telefon etmemesi beni endişelendirdi çünkü Kerem yedi kat yerin dibinde olsa bir telefon bulur, arardı beni.

Alt kat komşum Suna Keskin'le aramaya devam ediyorduk, o sırada kapı çaldı ben kapıya baktım, postayı alırken Suna'nın "Ne, Adli Tıp mı?" dediğini duydum. O zaman işte oraya yığılmışım. Göstermediler bana, defnedilinceye kadar üç gün üst üste her gün gittim, arkadaşlarım onu görmeme izin vermedi (ağlıyor).


Yaşadıklarım bir Türk filmi olsaydı Amma da abartmışlar' derdim Çaresiz kalmak; bir insanın acılarını, gözyaşlarını nasıl dindirebileceğinizi bilememek çok zormuş. Ben bunu Göksel Kortay'la yaptığım röportaj sırasında anladım. Yirmi beş yıl boyunca büyük bir aşkla bağlı olduğu eşi, meslektaşı Kerem Yılmazer'in akıllara durgunluk veren ölümünü anlatırken gözyaşları hiç durmadı, ünlü sanatçının... Onsuz bir yılın nasıl geçtiğini, eşinin ölüm haberini nasıl aldığını, hissettiklerini anlatırken Yılmazer'in talihsiz ölümü kadar yaşadıkları büyük aşk da çok etkileyiciydi. Tek suçu, HSBC bombalanırken tam önündeki trafik ışıklarında arabasıyla durmak olan Kerem Yılmazer'i belki de en iyi bir arkadaşının söylediği şu sözler anlatıyor: "Ölümünün bu denli yankı uyandıracağını bilseydi utanırdı, ölmezdi."

* Bir yıl nasıl geçti? Bir yılda benim için hiçbir şey olmadı, zaten olabileceğin en kötüsü olmuştu. Bir yıl alev alev, cehennem yangını içinde geçti. * Hayatınızda ne değişti? Çok şey değişti tabii ki. Çok mutlu iken birdenbire fevkalade mutsuz, yalnız hissediyorum kendimi. Kerem'siz hayatın hiçbir anlamı yok. Yaşıyorum işte günden güne, gün dolduruyorum. Benim için önemli her şeyin hiçbir önemi, değeri yok artık, hiçbir şey beni mutlu etmiyor. Yaşama sevinciyle dolu, kendimi 18 yaşında hisseden bir insandım, şimdi elimi dahi kaldırmak istemiyorum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde ders veriyorum, orada avunuyorum. Bir de bol bol bulmaca çözüyorum.

* Görüyorum ki hala çok büyük acı çekiyorsunuz. Eminim Kerem Bey sizi böyle görmek istemezdi... Ne yapayım elimde değil. Ben kardeşimin vefatından beri, yani on beş yıldır hiç rüya görmüyorum ama arkadaşlar görüyorlar Kerem'i rüyalarında. "Hep yüzü gülüyordu, güneş gibiydi, hep seni sordu; 'Göksel nasıl, Göksel'e söyleyin üzülmesin, Göksel'e söyleyin ağlamasın' dedi" diyorlar. Ben de ne yapayım, gayret sarf ediyorum. Sürekli resimlerine bakıp duruyorum; nasıl o mutluluktan buraya geldik, nasıl böyle oldu hala daha aklım almıyor. Bir ara aklımı oynatacağımdan korktum. Bunu bir Türk filminde görseydim, sonu böyle bitseydi bir aşkın "Amaan amma abartmışlar" derdim. Tabii ölüm hepimiz için kaçınılmaz bir son ama Kerem kadar sakin, barışçıl, sevgi dolu bir insanın bu şekilde ölmesi çok ağrıma gidiyor. HSBC'nin önünden geçebiliyor musunuz? Maalesef her gün geçiyorum. Her geçişimde de sanki ilk defa görüyormuşum gibi araba oradan uzaklaşıncaya kadar arkamı dönüp bakıyorum. Ama olaydan sonra zaten aşağı yukarı altı ay evden çıkmadım. Elbiselerini görmek istedim çünkü o gün ne giydiğini bilmiyordum, kahverengi ceketi, bej kravatı, kemeri simsiyah olmuştu, üzerinde şarapnel izleri vardı. Gömleğin rengini tanıyamadım. Ama ayakkabılar pırıl pırıldı, hiçbir şey olmamış. * Ev Kerem Bey'in fotoğraflarıyla dolu. Bu fotoğraflar önceden de var mıydı? Hayır, hiç fotoğraf koymazdım. Hatta o bazen koyardı ben kaldırırdım, "Fotoğraflarımı niye kaldırıyorsun?" diye kızardı bana. Şimdi karşımda duruyor. Bütün gün fotoğraflara bakıyorum ve şaşırıyorum. Bütün resimlerde hep gülüyorum, "Bu ben miyim?" diye bakıyorum şimdi o resimlere. Kafamda bir şey var, şimdi sizinle konuşurken, alışveriş yaparken, iş yaparken, ne yaparsam yapayım devamlı "Kerem, Kerem, Kerem..." diye yiyip bitiriyor beni.

Göksel Kortay ı ızlerken gecen gun tv de anladım kı..Gercek aşk bu.. Ve ölumsuzdu sevgılı eşıne duydugu sevda..

Ve bu guzel ınsanlara buyuk bı saygı duydum..